• 3.09.2021 09:30
  • (689)
  • (1)

Ailecek hep birlikte tv. izlerken annem birden yerinden fırlayarak kalktı. ‘Ben az sonra geleceğim’ diyerek kapıdan çıktı. Bu durumlarda hepimizi bir merak ve telaş alır. Çünkü annemin bu ani hareketleri hep başımıza iş açmıştır.

Bir süre sonra kapının zili çaldı. Annem henüz eve dönmemişti, ama niye kapıyı çalsın ki; kardeşim endişe ile kapıya yöneldi. Hortlak görmüş gibi içeri gelirken arkasında da ‘burka’ giymiş biri O’nu takip ediyor. ‘Aval aval niye bakıyorsunuz’ diyen annem burka’dan kafasını gösterirken bir yandan da yanında getirdiği torbadan bir şeyler çıkarmaya başladı. Babamla bana kandura, sarık, sırık, fes, tespihleri uzattı: ‘ Bundan böyle bunları giyeceksiniz’. Belirtmeme gerek yok, evin kadınlarına da renk renk burkalar getirdi.

Annemi artık tanıdığınızı düşünüyorum; itiraz etmek ne mümkün. Bugüne kadar da hiçbir sözü uzatmadan kısa’dan ve kıssa’dan bize istikamet verir. “ Hepimiz artık bir tarikatın üyeleriyiz. Buna göre giyineceksiniz ve davranacaksınız.”

Ablamın suskun, boşluğa bakan gözlerinden, aslında soru sormaya hazır olduğunu biliriz. Annem, malını bilir tabii ki; “ Öğretmensiniz, gazetecisiniz, ev hanımı, emeklisiniz ama bir kıymet-i harbiyeniz yok. STK’ların, meslek örgütlerinin de esamesi okunmuyor. Görmüyor musunuz, diyanet nasıl itibarlı, bayramlar da bile protokolün en ön saflarına geçti. Marifetli Mahir kadar bile olamıyorsunuz. İktidarımızın Bakanlıklarında bile ‘tarikatlar’ hakim. Diyanetimiz bile 6 ayda 25 milyon lira yol’luk harcadı. Biz de yol’umuzu bulacaksak bundan böyle tarikat olarak hareket edeceğiz.” Annem sözünü daha bitirmedi, baktık babam, kandurayı üstüne geçirmiş, sarığını kafasına geçiriyor. Yüzünde de pek çözemediğimiz bir sırıtma.

Sanki söz birliği yapmış gibi hep bir ağızdan “İyi de biz hangi tarikatız’ diye sorduk. Annem tabii ki bu soruyu bekliyor: “ Merak etmeyin ben araştırdım, ‘Rüşvetiye’ tarikatı kontenjanı dolu, ‘Çetegiller’ tarikatı aralarına kimseyi almıyorlar, ‘Şatafatiye’ tarikatının giriş aidatı hayli yüksek, ‘Badeleme’ tarikatı bize ters, ‘Kokainciler’ tarikatı merkezi venezuella’ya almışlar, ‘Bakara-Makaracı’ tarikatı hep yükseklerden uçuyorlar, ‘Kılıç-ı Seyire’ tarikatı için Ali Serbaş kayıtları durdurmuş… O yüzden bizim tarikatın adı, ‘Tıpalama’ oldu. ‘Bayraktar’lığını da bize makaraları Bağış’layan, ‘Güler’ yüzlü, Zafer gibi ‘Çağlayan’ dört bir yandan Bakan’lar oluşturuyor.

Annem ‘dersini’ tamamlamıştı… Hemen salona geçti. Heyecanla ‘maketler’ yapmaya koyuldu. Ümmü Ma’bed çadırı, hicret parkuru hazırlıyormuş. Maketten Kabe bile yapmıştı. Tarikat üyeleri için yarın cami avlusuna koyup tur düzenleyecekmiş. Böylelikle seçmenlerinin dikkatini çekmeyi hedefliyormuş.

Tüm bunlar olurken kardeşim koltuğun üzerinde kestirmeye başlamış bile. Neredeyse mışıl mışıl uyuyacak. Annem, kardeşimi dürtmeye başladı. Ablam kardeşime kıyamıyor tabii ki: ‘ Uyumak güzel de, kitle halinde uyuyunca sıkıntı büyük oluyor.’ ( Ferhan Şensoy’u saygıyla anıyorum)