• 30.08.2021 09:00
  • (138)

(Tavsiye: Ak partililere mektup-1’i okumadan bu yazıya başlamayın)

Ak partililere mektup-1’in ardından, ak parti çevresinde ‘neler konuşuluyor’ diye kulak kabarttım. (Ki gözlem esnasında çevrenin hayli dağılmış olduğunu gördüm. Bu iyiye işaret) Pek azınlıkta olsa da kayda değer bir söz: ‘Bir bildiği/bildikleri’ vardır. Çoğul olanı genelleştirmek isterdim; lakin, ne yazık ki ‘bir bildiği vardır’ sözü daha ağırlıktaydı. O zaman ‘dava’ dan başlayalım.

‘Cumhurbaşkanı adayımız kardeşim Abdullah Gül’ dendiğinde yeri-göğü inlettin. ‘Başbakan adayımız kardeşim Ahmet Davutoğlu’ dendiğinde kefen giydin, ‘mezara kadar’ dedin. Dışişleri Bakanımız Yaşar Yakış dendiğinde Arap dünyasında fırtınalar estirdin, kürsüye arap kıyafetleri ile çıktın, Suudi kralına madalya taktın. ‘Kardeşim Ali Babacan’ dendiğinde, üstüne çıkmadığın çağ kalmadı. Dünya liderliğine soyundun. Bütün ülkelere nal toplattırdın.  Yağan yağmurda birlikte ıslanarak yola çıktıklarınızı seller alıp götürdü. Birlikte çıktığınız yolda ‘Menzil-i Maksudun’ pusulası nasıl şaştı? Bir bildikleri mi vardı, yoksa herkes ‘bildiğini mi okudu’

Belediyelerin ‘kitabını’ yazarken, karşımıza efsanevi başkanlar koydunuz. Bu ülkenin başkenti Ankara’da, 1999,2004,2009,2014, 2019 seçimlerinde üst üste beş kez ( 18 yıl) Melih Gökçek’i başkan gördük. Türkiye’nin 2’inci büyük kenti İstanbul’da Kadir Topbaş da hep başkandı. Hadi Düzce’yi de unutmayalım, Mehmet Keleş de gözbebeğinizdi. 10 Belediye başkanını bir gecede bitirdiniz. Birlikte çıktığınız yolda ‘Menzil-i Maksudun’ pusulası nasıl şaştı? Bir bildikleri mi vardı, yoksa herkes ‘bildiğini mi okudu’

İçimiz ‘kötü’ de, dış’ımız çok mu iyi. Tam on yıl oldu. 2011 tarihinde 3 saatte ‘Şam’a giriyoruz’ dedin. Sen ‘giremedin’ ama Onlar 10 yıldır her gün bize ‘giriyor’. Bu ülkenin Milli Savunma Bakanı Mecliste konuşurken,  “Türkiye'den Suriye'ye giden silahlar spor amaçlıdır, kurusıkıdır” dedi. Kendi çocuklarınıza bedelli askerlik yaptırıp, “ne mutlu size çocuğunuz şehit oldu” diye şehit ailesinin sırtını sıvazladınız. Emperyalist güç diye ABD’ye kafa tutarken, o ABD Afganistan’da kulağına fısıldadı bizi ‘kafa’ya aldı. Dün ak dediğiniz, bugün karaydı. Dün gözünüze görünen melek, bugün şeytan oldu; dün kol kola yürüdüğünüz dost, bugünse amansız düşman!. Dün alkışlayıp törenle ödüller verdiğinizi, bugün histerik çığlıklarla linç ettiniz!. ‘Menzil-i Maksudun’ da neyi ‘bildiğini’ doğrusu çok merak ediyorum.

‘Eğitimde maalesef mesafe kat edemedik. Üzgün olduğum bir konudur’ dedin. ‘Üzülerek söylüyorum ki kültür sanatta mevcuda dahi sahip çıkamadık’ dedin. Ormanlar bilmem kaçıncı kez yanıyor; hala hangi orman yangınına havadan, hangisine helikopterle hangisine uçakla ve ne zaman, yerden kimlerle müdahale edilir, bilmiyorsun. Bilmem kaçıncı kez sel felaketi oluyor; neden dere yatağına inşaat yapılır, anlamak mümkün değil. Ekonomi bozulur ve iktidarınızın ağzından çıkan söz Faiz lobisi oluyor. Memlekette özelleştirilmedik yer kalmadı. Yerli üretim dibe vurdu. Her gün gazımızı almak için gaz haberleri yapılıyor ve gaza zam geliyor. ‘Menzil-i Maksudun’ da neyi ‘bildiğini’ doğrusu çok merak ediyorum.

Lakin bir şey ‘biliyorum’… Sen, damadın söylediği gibi “Bunlar,  ‘Ay’a dört şeritli yol yapacağız’, desek inanırlar” diye saf yerine koyduklarından değilsin. Biliyorum ki, sen, “Tayt giyen kızların bacak arasına bakınca şehvet duyuyorum, dekolte giyen kadınlar tecavüzü göze almalı” da demezsin. Yine biliyorum ki, sen, “ Akp'ye karşı çıkanların kanını tahlile göndermek lazım, kanı bozuklar” da demezsin. Biliyorum ki, sen ‘ seçimi kazanamazsak, iç savaşa hazırlanın, toprağa gömdüğümüz silahları çıkarırım, ben oturduğum siteden başlarım” da demezsin. Biliyorum ki, sen, ‘ ben bu adama aşık oldum’ da demezsin (gerçi bu kişinin tamamen yeşil renge çalan duygusallıktan bahsettiği anlaşıldı). Biliyorum ki, sen, ahmakça bir bakışla ‘g.t nün kılı olayım’ da demezsin. ‘Beyin kanaması geçirdim, 20 gün yoğun bakımda kaldım, öbür dünyaya gittim geldim, rahmetli dedeleriniz Ak partiye oy vermenizi söylediler’ sözüne güler geçirsin.

Sen komşum Ahmet’sin, sen bakkalım Mehmet’sin, sen emeklim Ali’sin. Sen Ayşe’sin, Emine’sin.

Belki çok önemli ama din’i en sona bıraktım. Çünkü çok kısa keseceğim.

Her ne kadar liderleriniz, siyasetçileriniz Allah'ın ne dediğine bakarak işlerini yürüttüğünü iddia ediyor olsa da Allah'ın bütün bu işlere ‘ne diyeceğini’ kimse bilemez. Sen ancak bildiğini ‘sandığını’ okursun.