• 4.07.2021 08:58
  • (581)

‘Zam’ demiyoruz artık… ‘Ayar’ veriliyor. Eskiden küçük oranlarda ‘ince/ince’ ayar yapıyorlardı; eee kimsenin sesi-soluğu çıkmıyor, bu kez bayadan ‘kalın/kalın’ ayar çekiliyor. Mübarek ‘gaz’ buldukça ‘iner’ diye bekliyorduk, ne hikmetse daha da ‘çıkar’ oldu.

Sizi bilmem ama ben Cuma hutbelerini hiç kaçırmıyorum ( Bu arada sırası gelmişken, ‘Cuma’lara gitmiyorum diye beni belediyeden kovan belediye başkanına selam olsun!). Şükretmesini bilmek gerekiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı hutbede, yoksulluk ve açlığın bir imtihan olduğunu ifade etti. ‘Sabredenler müjdelenir’ dedi. Tevekkül etmemizi istedi.

Şimdi, çoğu kişi yoksulluk içinde, şahsi ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor ya, Diyanet yine bir hatırlatma da bulundu. Bir kadının ‘şahsi ihtiyaçlarını karşılamak için’ kendisine yeterince para vermeyen kocasının cebinden habersizce para alabileceğini (yani çalabileceğini) açıkladı.

Siz tabaklarınızı küçültürken, malzemeleri küçük küçük alırken; doymamış halinizle şükür ederken bakın memlekette neler oluyor: Dindar nesiliz diyenlerin organize suç örgütleriyle al takke ver külah oldukları, etle tırnak oldukları anlaşılıyor, uluslararası dolandırıcılar tarafından işgal edilen mübarek ülkemizin Hıristiyan Mormon tarikatına bile peşkeş çekildiği anlaşılıyor. Küresel karaparacının 55 milyon dolarlık özel uçağını siyasetçilerin, bürokratların, çantacı gazetecilerin adeta dolmuş gibi kullandığı iddia ediliyor, siyasetçilere pezevenklik yapmakla suçlanan bürokratın, karaparacının tahsis ettiği makam otomobiline bindiği ortaya çıkıyor.

Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı PTT’nin, personelsiz posta teslimine olanak sağlayan ve tanesi 20-25 bin lira olan kargomatlar için Ak partili bürokratlara milyonlarca dolar ödediği ortaya çıktı. Ticaret Bakanlığı zaten yolgeçen hanına döndü. Milli Eğitim, Sağlık Bakanlığındaki iddialar ortalığa saçıldı. Hemen hemen her gün gazetelerde çifter/çifter maaş alan Ak partili bürokratların listesi yayınlanıyor. Her biri pişkin pişkin poz veriyor. Aylık 200 bin lira sınırı zorlanıyor.

Biz güreşçiden, bademciden, pudra şekerciden, mezarlık nöbetçisinden yakınıyorduk; bu kez stilist bir bayanın Liman işletmeleri yönetim kurulu üyeliğine atandığını öğrendik.

Yazımı burada kesmek zorundayım; çünkü annem uzaktan göründü. Babamın cebini karıştırmış, hiddetli, burnundan soluyor:

“ Bu adamın cebinden kuruş para çıkmadı. Kendisine faydası yok!”

O hırsla da evden çıkmaya hazırlanıyor… ‘Nereye?’ diye sormuş oldum.

“ Ne zamandır, Ak partiden danışmanlık teklifi geliyor… Gideceğim, kabul edeceğim”

Şaşırdım tabii ki: “Ama senin bu konuda bir eğitimin yok ki”

Sert bakışlarından gözlerimi kaçırmaya çalışırken söylendi:

“Gerekiyor mu!”