• 4.07.2021 08:57
  • (45)

Her güne yeni yolsuzluklar, yeni yasaklar, yeni yoksulluklara uyanmaya başladık. Türkiye’ye çağ atlatmayı taahhüt eden Ak parti önce bu 3Y ile ( Yolsuzluk/Yasaklar/Yoksulluk) mücadele edeceğini söylemişti. Ak parti kadroları sürekli “Biz yola çıkarken 3Y ile mücadele dedik, yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar. Yolsuzluğa asla müsamaha göstermedik. Yolsuzluğun kökünü kazıyacağız. Siyasetin rant aracı yapılmasına müsaade etmeyeceğiz. Siyaset birileri için ikbal kapısı olmayacak ” diyordu.

Türkiye 19 yıldır AK parti tarafından yönetiliyor. Bugün gelmiş olduğumuz noktada Cumhuriyet tarihinde şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde 3Y sorunlarıyla karşı karşıyayız.

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Cemil Çiçek, “Binde biri bile doğruysa felaket ve sıkıntılıdır. Binde birken önünü alamazsanız, bu yüzde bir, sonra onda bir olur sonra bir bakarsınız ki bütün vücudu kaplamış” ifadesini kullanmış,“Videoları seyreden, gazetede okuyan savcıların harekete geçip gereğini yapmaları lazım. Devlete güveni sağlamak açısından bu gereklidir” demişti. (12 Mayıs, DW Türkçe)

Ne var ki hiçbir savcı harekete geçmedi, hiçbir savcı ‘devletin güvenliğini sağlamak adına bunu gerekli’ görmedi. Bu dönemde Türkiye demokrasiden iyice uzaklaştı. Türkiye otoriter-totaliter rejimle yönetilen bir ülkeye dönüştü. Toplum üzerindeki baskı arttı. Bu bütün ruhumuzu öldüren karabasan, iktidarların en tepesinden başlayıp, onun en küçük parçası muhafız alaylarına, minyatür iktidar parçacıklarına, en dibine kadar bize hayatı kahretmeleriyle kalmıyor, bir de yaşama sevincimizin üstünde dolaşıyor.

İktidarın bir hayal dünyası var. Tüketim malları, AVM’ler, köprüler, yollar, kristalize edilmiş bir Osmanlı geçmişi, içine kapalı ve dış dünyayı düşman gibi gören, yedi düvele kılıç sallayan hamasi bir milliyetçilik ve bol dinsel referans. Gerçeklerden uzak bu Ak parti dünyası yandaş medya aracılığıyla topluma pompalanıyor ve din referansı ile toplumun onayı elde edilmek isteniyor.

Ak parti iktidarı ve bu iktidara tutunan kesimler sürekli tartışmalı kararlara imza attı. Biriktirdikleri servetin kaynağını ve nedenini açıklayamayan yeni bir sınıf oluştu. İktidardaki siyasal kadroyla bütünleşen bu yeni ve rüküş sınıf, ülkede oligarşik bir siyasal-toplumsal piramit oluşturdu. Bu kesim iktidarı kaybettikleri takdirde bir daha böyle bir tarihsel fırsatı yakalayamayacaklarının farkında. Daha önemlisi, bir hesap sorma dalgasının altında kalarak ezileceklerini ve bütün kazanımlarını yitireceklerini de görüyor ve bu olasılığı engellemeye çalışıyorlar.

Ama işte unuttukları bir şey var. Zaman gelir ittifak çöker; ana akım birbirine girer, itiraflar birbirini izler, mafya siyasetçiyle çatışır, siyaset alanı savaş meydanına döner, bürokrat ötekini, öteki berikini kendini korumak için ihbar eder. Gelecek için hazırlanmış, gizlenmiş bilgi, belge, video, fotoğraf artık ne varsa ortaya çıkmaya başlar.

(Bu yazı Mavi’de yayınlandı. Abone olmayanların okuyabilmesi için buraya da aldım)