• 14.06.2021 13:46
  • (310)

Hırsız senden olunca ‘mesele yok’… Böyle dedin ya, bir de araya ‘Davayı/Bekayı/Dindar’lığı koydun mu, her şeyi ‘mübah’ saymaya başladın.

‘Sarı Öküz’ misali, sana dokunulmadıktan sonra, yolsuzluğun da, hırsızlığın da, adaletsizliğin de hükmünü yok saydın!

Peki, vicdansızlığı nereye koyacaksın? Hiç umudum yok demiyorum; biraz vicdanına seslenmek istiyorum:

Hatırlar mısın; senin seçtiğin, meclise gönderdiği n AK Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin,  ‘Kuru ekmek yiyen aç değildir, kuru ekmek yiyorlarsa aç değillerdir’ dedi. Doğru! Kuru ekmek yiyen aç değildir; aç olanlara da birileri bakar elbet.

Senin ‘kindarlığından’ ötürü üstünü örttüğün vicdanına sesleniyorum:

Elbet senin değil ama; külüne muhtaç olabileceğin komşunun Üniversite mezunu pırıl pırıl çocukları işsiz kalıp, hayata küserken; ‘bizden’ dediğin mesleksiz, itibarsız güya davalı arkadaşların ‘pudra şekeri’ çeke çeke şatafatlı hayat sürüyorlar, bu mu ADALET!

Ekmek parası uğruna gecesini/gündüzüne katan, yine de asgari ücretin üzerine çıkamayan, ancak evinin reisi onurunu hiç zedelemeyen vatandaş hayatın CEFASINI çekerken; devletin imkanlarına çöken, hiçbir vasfı olmayan, ‘bizden’ dediğin davalı siyasetçilerin çifter çifter maaşlarla hayatın SEFASINI sürüyorlar, bu mu ADALET!

Yerli/milli dedin, Türk lirasına sahip çıktın. Berberinin, manavının kapısına Türk liralarını yapıştırdın. Senin  Bakan’ın çıktı, gazeteciyi payladı, ‘Sen Dolar’la mı maaş alıyorsun’ dedi. O esnada bu memleketin yollarını, köprülerini teslim ettiğin, peşkeş çektiğin, milletin orasına… koyan müteahhit ‘dolar’larını istiflemeye başladı. Bakanlarının çifter çifter maaşları dolar/euro üzerinden ödenmeye başladı. Meğer dolarla maaş almayan bürokrat kalmamış, devlet tutanaklarına girmiş. Niye biliyor musun Türk lirası aldıkları zaman ceplerinin ‘dolar mı’ endişesi yüzünden, bu mu ADALET!

Gazetelerinin manşetinden, tv’lerinin haberlerinden hemen hemen her gün ‘Doğalgaz’ bulunuyor, ‘Altın’ bulunuyor. Ar’sızlıkları Ar’şını aştı, Ay’da bile maden aramaya başladılar. ‘Uydu’ meselesini Uzay’a taşıdılar. Ama nedense, evdeki doğalgaz faturaları da, altın fiyatları da AR’şına ulaştı, bu mu ADALET!

Benim çiftim diyorsun, köylüm diyorsun… Güya kredi veriyorsun, burnundan getiriyorsun. Parasını ödemedi diye, tarladaki traktörüne İCRA getiriyorsun. ‘Bir Kuruşun’ hesabını yapıyorsun. Ama senin UYDU basın patronun 750 milyon doların üstüne yattığında sen de UYKU’ya yatıyorsun, bu mu ADALET!

Saray’lardan, sırça köşklerden ‘halk’ görülmüyor.  Ama sen komşunun aç halini, işsiz halini, yorgun, bezgin halini görüyorsun.

Kuru ekmek yiyenin hem karnı doyar, hem gözü doyar; ama haram yiyenin ne gözü doyar, ne karnı!

Artık sen de farkındasın; ‘Bizden’ dediklerinin usul usul ‘birileri’ haline geldiklerini, senden koptuklarını… Dava/ Beka dediğinde başladığın yerde olmadığını… Din/iman dediğinde, adamların ‘bakara/makara’ yapmaya başladığını.

Her şey ‘Sarı Öküz’ü’ verdiğin gün başladı.