• 15.07.2014 00:00
  • (3831)

Fikret Başkan’ı bu halk neden yeniden seçmedi? “Ben bilirim, ben yaparım” mantığıyla, bodoslama gitti. Duvara tosladı. Akçakoca tarihinde ilk defa CHP, Fikret Başkan ve ekibinin politikası sayesinde, MHP’nin de gerisinde kalarak, üçüncü parti konumuna düşürüldü. 

 

“Başkan Cüneyt Yemenici’nin yerinde olsaydım” diyerek söze devam etmek istiyorum. 

 

Yeni bir ekiple hizmete girişirdim.

 

Her icraatımı, Akçakoca Halkına danışarak gerçekleştirirdim. Belediye Meclisi’nin karar süreçlerine Akçakoca Halkının en etkin katılımını gerçekleştirmek için; gereken araçları, organları, kurulları oluştururdum.

 

Cüneyt Başkan, görevde daha yeni... Henüz üç ay oldu... Elinde sihirli değnek olmadığının farkındayım... Bununla birlikte, şehrimizin ivedilikle çözüm bekleyen sorunları var. Ve bunların çözümüne hızlı ve radikal kararlar alarak başlanması gerektiğini düşünüyorum.

 

Örneğin, temizlik sorunu... Ses, görüntü, gürültü kirliliklerinden bir an önce kurtulmamız gerekiyor. Bu söylediklerim, olmazsa olmazlarımızdandır.

 

Demokrasilerde birini memnun ederken, başkalarını memnuniyetsizlik içine sokma hakkını kimse kimseye vermez. Avrupa’da; yük getiren TIR’lar cuma günü mesai paydos saatine kadar yükünü ulaştıramazsa, pazartesi mesai saatine kadar şehre girmesi kesinlikle yasakmış. Hafta tatilinde hiç kimse kimseyi rahatsız etmezmiş, kurallara uymayanları şikâyeti, ispiyon değil, vatandaşlık görevi sayarlarmış. Bence de doğrusu budur.

 

Okullar tatil oldu, sünnetler başladı... Sünnet konvoyları “tamam” da “klakson çalmak” ne oluyor? Düğün konvoyları da aynı şekilde...

 

Trafik polisi, her gün aynı saatlerde çarşı meydanında megafonla ikazlarda bulunmakta... Buna bir çözüm getirilemez mi?

 

Simitçiler, hijyenik koşullardan uzak, bisikletle satış yapmaktalar. Türkiye’nin hiç bir yerinde böyle bir satış görmedim. Bunlara birer nokta verilerek, Düzce’de olduğu gibi uygulama yapılamaz mı?

 

Eski Belediye Oteli’nin olduğu Park Alanı, bir düzene sokulamaz mı? 

 

Sokaklar, sigara izmaritinden kurtulamaz mı?

 

Yaz sezonu başladı... Bir hayırseverin yardımıyla jet skiler göreve başladı... Kadınlar Plajı’nda sorun yaşanmaya başladı... İvedilikle bu sorunun, Bayrama kadar, kimseyi kırmadan ve bir an önce çözüme ulaşması mümkün değil mi?

 

Turizm; yalnızca deniz, kum, güneş demek değildir. Turist; bir şehrin tarihini, gelenek ve göreneklerini tanımak, yöresel yemeklerini tatmak, huzur bularak dinlenmek ve eğlenmek için gelir. Izdırap çekmek için değil... Sabahın köründe pat pat ve kesim motoru sesleriyle rahatsız edilmek için değil... Akçakoca’da turizmin 1950’li dönemlerinde, Kültür ve Turizm Derneği’nden anonslar yapılırdı, “Saat oniki... Şu anda turistlerimiz istirahat etmekteler... Saat onbeşe kadar gürültü yapılmaması önemle rica olunur... Duyarlılığınızdan dolayı teşekkür ederiz.” diye. Hakikaten ben, o günleri çok çok özlüyorum. 

 

* SİT Alanı içine giren 135 tescilli ve koruma altına alınmış evlerin, bir an önce restorasyon çalışmalarının tamamlanıp turizme açılması...

 

* Elektrik şebekesinin yer altına alınması...

 

* SİT Alanı içinde sonradan yapılan beton binaların SİT Alanı’ndan arındırılıp eski konuma getirilmesi,

 

* Kilit parkelerin sökülüp altındaki Arnavut kaldırımının ortaya çıkarılması...

 

* Kale Mevkii’ndeki Kilise tabanının, Kepenç Köyü sınırları içindeki tarihi Vaftiz Pınarı’nın onarılarak turizme açılması...

 

* Yukarı Mahalle ve Kepenç Köyü’ndeki Zincirli Kuyuların faaliyete geçirilmesi…

 

Bütün bunlar, yapılamayacak işler değil... Gelecek kuşaklarımıza, tarihiyle iç içe yaşayan güzel bir kent bırakmak bizlerin elinde... Henüz geç değil, tam zamanı... Yeni Başkan’ımız Cüneyt Yemenici Hükümet’ten de alabileceği destekle bunu başarır kanısındayım. Kolay gelsin, Sayın Başkan...