• 22.12.2012 00:00
  • (3258)

 

 

“Solcuyum” diyeceksin, CHP’yi bu halka “solcu parti” diye yutturmaya çalışacaksın... 

Hem hukukun üstünlüğünü savunacaksın, “Hukuka saygılıyız” diyeceksin, “Yargıya müdahale etmeyin, yargının verdiği kararlara saygılıyız” diyeceksin... Ondan sonra da Silivri’ye çıkarma yapıp darbeye teşebbüsten yargılananlara özgürlük isteyeceksin...

 

“Mahkemeyi basalım, tutukluları kurtaralım” diyeceksin, bir taraftan da “Ordu millet el ele” diye slogan atıp darbeye çağrı yapacaksın... 

 

“Bunlar darbe mi yaptılar ki yargılıyorsunuz? Darbe yapmayı düşünmek suç mu?” diyeceksin... ‘Darbe hazırlığı’nı, ‘düşünce özgürlüğü’ kapsamına sokmaya çalışacaksın... Pes doğrusu...

 

Bizim kuşak, bu memlekette, öncesi ve sonrasıyla 27 Mayıs 1960’ı, 12 Mart 1971’i,

12 Eylül 1980’i yaşadı. 1990’lı yıllarda, bugün Jitem Davalarında hesabı sorulan faili meçhul cinayetleri gördü. Yine 1990’lı yıllarda Bahriye Üçok’tan Uğur Mumcu’ya, Adnan Kahveci’den Turgut Özal’a, Orgeneral Eşref Bitlis’ten Albay Kazım Çillioğlu’na suikastlara, şaibeli ölümlere ve 33 silahsız er gibi, Sivas ve Başbağlar gibi katliamlara, DEP üyesi altı milletvekilinin TBMM’den yaka-paça gözaltına alınmasına tanıklık etti. 28 Şubat 1997 ile başlayan süreçte “Andıç”larla, “Hayata Dönüş Katliamlarıyla”, Ergenekon sahte dervişleriyle tezgâhlanan nice zulümle karşılaştı. “Balyoz” benzeri davalarda, Aselsan İntiharları”nda, topraktan ve denizden fışkıran silahlarda, “367 Kararları”nda, 27 Nisan 2007 muhtırasında son çırpınışları izledi.

 

Bütün bunları bizimle birlikte yaşayanlardan ve hatta bizimle birlikte bedel ödeyenlerden kimileri şimdi ne yapıyor?

 

Silivri’de açılan bayrakların, pankartların ardında ne işleri var?

 

Akçakoca’da CHP İlçe Örgütü’nün astığı pankartta yazılana bakın:

 

“AKP’nin yaratmış olduğu Silivri adaletsizliğini yerinde protesto etmek, ‘Bizim suçumuz ne?’ diyen aydınlara destek olmak için haydi Silivri’ye” 

Kendine “solcu” diyenlerden, Ergenekon sanıklarına destek için koşanlar olduğu biliniyor.

 

Bedel ödeyenlerden de gerçekten giden oldu mu, Silivri’ye?