Back To Top
  • Yaşar YAKIŞ
    Yaşar YAKIŞ
Trump, Türkiye’ye Patriotları vererek Putin’i kızdırmayı göze alır mı?

Trump, Türkiye’ye Patriotları vererek Putin’i kızdırmayı göze alır mı?

 - Tarih 6.03.2020
- A +

 Türk ordusunun 27 Şubat'ta İdlib'de uğradığı en ciddi saldırıdan sonra, Türkiye hava savunma teçhizatı temini için yönünü Avrupa-Atlantik kaynaklarına döndü.

Saldırıda 34 Türk askeri hayatını kaybederken, 32 asker de yaralandı. Türk yetkililer, Rusya'yı doğrudan suçlamasalar da, askerlerinin başına gelen felakette Rusya'nın büyük bir payı olduğuna inanıyor.

Türkiye, yıllarca NATO, AB ve özellikle de ABD'nin aleyhine tutum takındıktan sonra, savunma teçhizatının, özellikle de kendisini daha fazla saldırılardan korumak için ihtiyaç duyduğu Patriot füzelerinin tedariki için tekrar Avrupa-Atlantik kaynaklarına yöneliyor.

Türkiye'de bu tutum değişikliği gerçekleşirken, Washington'da da benzer bir tutum değişimi yaşanıyor gibi görünüyor. ABD yönetiminin üç güç merkezi (Beyaz Saray, Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı) arasında Türkiye dosyasının nasıl ele alınması gerektiği konusunda her zaman görüş ayrılıkları oldu:

Beyaz Saray, biraz da Başkan Donald Trump'ın o gün nasıl hissettiğine bağlı olarak, bazen yıkıcı yöntemlerle, mesela tweet atarak Türkiye'yi tehdit etti. “(Türkiye'nin Suriye'deki Kürtlere karşı tutumuna atıfla) Türk liderler bu saldırıyı sürdürmeye devam ederse, ekonomilerini hızla yok etmeye hazırım” dedi ya da “Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın büyük bir hayranı ”olduğunu söyledi. Trump şu anda yoğun bir şekilde seçim kampanyasıyla ilgileniyor. Bu nedenle, muhtemelen Türkiye'ye daha az zaman ayıracaktır.

Pentagon, IŞİD ve diğer terörist gruplarla savaşmak için Türk ordusuyla işbirliği yapmak yerine Kuzey Suriye'deki Halk Koruma Birlikleri'nin (YPG) Kürt savaşçılarına güvenmekten ve ABD ordusunun Suriye’deki varlığının sürmesinden yanaydı.

Türkiye'nin stratejik konumunun ve Türkiye'nin NATO üslerinin Orta Doğu'daki istikrarsız savaş bölgelerine yakınlığının öneminin farkında olan ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye ile ilişkilerinde daha dikkatli ve düşünceli bir orta yol benimsedi.

Türkiye'nin Avrupa-Atlantik kaynaklarına geri dönmesinin nedeni, Türk-Rus ilişkilerinin yaşadığı dalgalanmaydı. Bu cephedeki durum neredeyse her saat değişiyor. 5 Mart'ta yapılması planlanan Erdoğan-Putin zirvesinin detayları ortaya çıkana kadar doğru bir tahminde bulunmak zor.

Türk ve Rus üst düzey yetkililer arasında yapılan üç tur görüşme sonrasında, 28 Şubat'a kadar bir atılım sağlanamadı. Ancak 29 Şubat'ta Rusya Dışişleri Bakanlığı, iki ülkenin BM tarafından terörist kabul edilen gruplarla mücadele ederek İdlib'deki gerilimi ortadan kaldırmayı kabul ettiğini duyurdu. Türkiye'nin koruduğu bazı gruplar geçmişte El Nusra Cephesi ile aynı saflarda savaştığı için, bu ilkenin pratikte nasıl uygulanacağı ve bu grupların hedef alınıp alınmayacağı henüz belli değil.

Erdoğan, Suriye rejim güçlerinin 29 Şubat'a kadar İdlib çevresindeki Türk gözlem noktalarının arkasındaki çizgiye çekilmemesi halinde, Türk ordusunun Suriye güçlerini püskürtmeye kararlı olduğunu vurguladı. Suriye ordusu, ele geçirdiği yerlerden çekilmek yerine, 27 Şubat saldırısını gerçekleştirerek Türk ordusuna ciddi bir darbe indirdi.

Süre doldu ve Türk ordusu İdlib'de hava desteği olmadığı için top mermileri ve insansız hava araçlarıyla yapılabileceklerini yapmaya çalışıyor. Suriye ordusunu Türk gözlem noktalarının ötesine püskürtüp püskürtemeyeceği de, şu aşamada belirsizliğini koruyor.

Washington'da, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Türkiye'nin almak istediği patriot füzelerini teslim etmek için hevesle kulis yapıyor. Jeffrey, bir dönem ABD'nin Türkiye Büyükelçisi olarak görev yaptığı için NATO'nun Türkiye'yi kaybetmesinin önemini daha iyi değerlendirebiliyor. Ancak şu ana kadar Pentagon'u ikna etmeyi başaramadığını da belirtmek gerek.

Savunma Bakanlığı’ndaki orta ve üst düzey yöneticiler, Jeffrey'nin önerisine karşı koyuyorlar. Çünkü Türkiye’nin patriot füzelerini alsa bile Rusya ve Suriye'nin savaşmaya devam edeceğine ve çatışmaların daha da kızışacağına inanıyorlar. Bir diğer soru da, Trump'ın kritik seçim kampanyası sırasında Putin'i kızdırmak isteyip istemeyeceği. Erdoğan-Putin zirvesinin sonucu bu kritik bilmeceye daha fazla ışık tutabilir.






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.
yeni