Back To Top

  • Saim TUT
    Saim TUT
Suriyeliler gitsin!

Suriyeliler gitsin!

 - Tarih 13.02.2020
- A +

 Yüce milletimizin şanına yakışır, ne de mübarek bir dilek; sanki çadırlarda yoksunluk içerisinde ve yahut kimsenin yüzüne bakmayacağı rezil yapıların en biçimsiz dairelerinde çok yüksek kiralar karşılığı üstelik aşağılanarak yaşamaları, bağışladığımız büyük bir lüks ve konfor lütfuymuşçasına sergilediğimiz nasıl da zavallıca bir kibirdir bu?

Uzunca bir tarihi birlikte geçirdiğimiz ve ancak 1. Dünya Savaşı koşullarında egemenlerin aramıza çizdiği sınırlarla ayrıştırıldığımız dost ve akraba toplulukların adeta ölüm makinası haline gelen Esed rejiminden kaçarken en yakınlarındaki güvenlik limanı Türkiye’ye sığınmalarından daha doğal bir şey olabilir miydi ve hala olabilir mi? İşte İdlib’de yaşananlar ortada; Rusya ve İran desteğiyle iyice azgınlaşan Esed güçlerinin katliamları durdurulamazsa yine büyük bir göç dalgasına maruz kalmamız kaçınılmaz.

Suriyeliler gitsin! Güzel, gitsinler canım da nereye? Tabii ki kendi ülkelerine, Suriye’ye. Zaten neden ülkeleri için savaşmak yerine kaçıp geldiler ve burada bizim plajlarımızda nargile içiyorlar- ayıptır söylemesi- hatun dikizliyorlar, zaten kendi karıları kızları hep kapalı ve aralarında hep başka bir dille- Arapça olsa gerek- konuşuyorlar. Bir de bizim işlerimizi çalıyorlar, nereye baksan çalışan Suriyeli görürsün yani, çok ayıp.

Bu ironik cümlelere eklenebilecek çok daha fazlası var da, yerimiz yetmez ve esasen en temel karşıtlık nedenleri bunlar gibi görünüyor. Birtakım siyasetçilerin resmen ırkçı bir yaklaşımla bu gibi sözleri dile getiren sığ kesimleri tavlamak adına geliştirdikleri söylemler de işin tuzu biberi oluyor. Almanya’da ve hatta tüm Avrupa’da Türk, Müslüman ve yabancı görmek istemeyen ırkçı faşist PEGİDA hareketinin fikri alt yapısına bakarsanız, aslında ülkemizde Suriye- Arap karşıtlığıyla temayüz etmiş her türlü yabancı karşıtı faşist dostlarından bir farkları olmadığını rahatlıkla görebilirsiniz.

Suriyeliler gitsin! Nereye? Ülkelerine! İyi de, onların ‘’aziz milletimizin’’ bir kısmının hışmına maruz kalmayı göze alarak yaşamlarını sürdürmeye çalıştıkları ülkemize göç etmelerine neden olan faktörler ortadan kalktı mı? Yani, kaçtıkları katil Esed rejimi yıkıldı mı? Suriye’de barış hakim oldu mu? Vaz geçtim her gün çoluk çocuk denmeden katledilen onlarca Suriyeli sivil halktan, daha dün orada görevleri sadece gözlem olan Türkiye karargahlarına bu rejim saldırıda bulunup 13 güzide evladımızı şehit etmedi mi?

Suriyeliler gitsin! Olur da, nereye? Cehennemin dibine mi? İş bu raddeye gelmişse birilerinin zihninde, mutlaka bir uzman yardımı almaları gerekir. Onlar aslında kendisine benzemeyen her şeyin düşmanı olmuşlardır ki, bu hastalığın tanısı evrensel adıyla salt ‘’faşizm’’dir. Ayrıca kimse merak etmesin, son derece iyi niyetler besleyerek ilk önce Türkiye’ye sığınan binlerce çok iyi yetişmiş Suriyeli sanatçı, yazar, doktor, mühendis, bilim adamı vs. sizin bu aşağılık tavırlarınıza dayanamayarak ‘’gavur’’ Avrupa ülkelerine göç etti gitti ve onlar tarafından çiçeklerle karşılandı.

Suriyeliler gitsin! Önceden yaşadıkları bölgelerde sırf Müslüman oldukları için gördükleri zulümler nedeniyle ataları Türkiye’ye göç etmek zorunda kalanların bu mesele hakkında yazıp söylediklerine bakınca ise hakikaten çok garipsiyorum. Aynı süreçlerden geçmiş kesimlerin aslında dayanışması gerekmez mi? Yok, öyle olmuyor işte; benim hanım Şamlıdır o bile bazen “nerden çıktı bu Suriyeliler, bunlar taşralı, eğitimsiz ve kültürsüz, imajımızı bozuyorlar” diyebiliyor. Ardından biraz kavga çıkıyor aramızda doğal olarak; “ama onlar insan” diyorum, “her ne olursa olsun bize sığınmışlar, yaşatmalıyız ve bir kuşak sonra hepsi Türkiyeli olurlar, bu ülkenin herkesi kucaklayıp bir şeyler alan ve veren bereketli iklimine angaje olurlar” diyorum. “Ya da şartlar iyileşirse dönerler.”

Suriyeliler gitsin! Olur paşam emredersiniz, yarın mı gitsinler yoksa bir ertesi gün mü?

Suriye olayları ilk başladığında Şam’daydım. Bir müddet sonra devlete yakın ancak Esed rejiminden hoşnutsuz Hristiyan bir arkadaşım bana, önemli Hristiyan bir üst düzey istihbarat subayının kendisine Beşar Esed’in kardeşi Cumhuriyet Muhafızları Komutanı Mahir Esed’in         “Babam iktidara geldiğinde  Suriye’nin nüfusu 10 milyondu, yine 10 milyon olur” dediğini ve bunun hafife alınmaması gereken bir söz olduğunu iletti ki, Suriye nüfusu o günlerde 23 milyondu. O tayfa tüm dünyanın gözleri önünde bunu başardı ya da başarmak üzere.

Şimdi faşizan eğilimler gösteren “Suriyeliler gitsin” lobisine sorum şudur; sadece özgürlük istedikleri için hemen yanı başımızda bir milyon üstü insanı -%35 ila %40 çocuk ve kadın- acımasızca katleden, on binlercesini zindanlarına tıkıp işkence eden, 12 milyon civarında insanı yerinden yurdundan eden -4 milyon kadarını halen ülkemizde barındırıyoruz- Stalin ve Hitler ruhlu, insanlığın görebileceği en eli kanlı bir lider ve rejimi için de “Esed gitsin” kampanyası yapmayı hiç düşünmediniz mi?

O ve insanlık dışı katillerden oluşan çetesi Suriye’de yıkılıp yok edilmedikçe herhangi bir Suriyeli yaşamı yakaladığı güvenli topraklardan hiçbir yere oynamaz. Azıcık izanınız ve vicdanınız varsa ve her nedense son derece nefret ettiğiniz Suriyelilerden de kurtulmak istiyorsanız yapmanız ve enerjinizi sarf etmeniz gereken şey Suriye’deki aşağılık ve çok büyük katil Esed rejiminin yıkılmasına destek vermenizdir.

Tekraren söylüyorum;  Suriyelileri ülkemize göç etmeye sevk eden nedenler –Esed rejimi ve katliamları- ortadan kalkmadıkça geri dönmelerini beklemek sadece bir temenniden ibaret kalır.

O halde var mısınız hep birlikte “Esed rejimi yıkılsın, Suriyeliler evlerine dönsün” kampanyası başlatmaya?

Selam ve esenlikler…






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.