Back To Top
  • Nermin ALPAY
    Nermin ALPAY
“ HİÇ Mİ SEVİLMEDİN, SEVMEDİN?”

“ HİÇ Mİ SEVİLMEDİN, SEVMEDİN?”

 - Tarih 24.10.2019
- A +

Toplumun sağlığı; çevresiyle; ağacı, hayvanı, temizliği ve insani ilişkileri ile korunur.

Toplumları çürüten en büyük hastalık SEVGİSİZLİKTİR.

SEVGİSİZLİK; pencerenin önünü kapatıyor diye ağacı kestirir, alerjim var diye kuşun konduğu yere dikenli tel çektirir, havlıyor diye köpek öldürtür, oynuyor diye çocuk kovalar...

Bağımlılık, bu toplumun kanayan yarasıdır ve maalesef giderek gençler buna yöneliyorsa bunun tek nedeni SEVGİSİZLİKTİR.

Aileler çocuklarının sadece başarılarına odaklanıp, başarısız olduklarında onlardan vazgeçmektedirler. Ailelerin eksik bıraktığı sevgi eksikliğini uyuşturucularda aramak yerine hayvan sevgisinde bulmaları için çalışmalar yapmayı çok istedik.

Hayvan Sevgisi, bağımlılığın tedavisinde güçlü bir etkendir. Bununla ilgili sayısız gerçek hikayeler yazılmıştır. Bunlardan biri uyuşturucu bağımlısı olarak sokaklarda yaşayan James Bowen’ın hayatını anlatan Sokak Kedisi Bob kitabıdır. Sonradan filmi de çekilen kitapta, uyuşturucu bağımlısı gencin kedisi sayesinde hayatının nasıl değiştiği, bağımlılıktan kurtulduğu anlatılmaktadır.

Dohaycan Derneği’ni kurarken; toplumun tüm mağdur kesimlerine ulaşmayı hedeflemiş, bağımlılıkla da mücadele etme kararı almış, gençlere hayvan sevgisi yoluyla ulaşmayı, içlerindeki sevgi açlığını dindirmeyi, onları topluma kazandırmayı hedeflemiştik.

Bunun için ilk adım olarak Emniyet Müdürü ( eski) ile görüşüp, gençlere nasıl ulaşabileceğimizi konuşmuştuk. Bu görüşme sonunda

Bağımlılıkla mücadelenin sadece bağımlı çocuklara ulaşmakla yapılamayacağı, ailelerine de ulaşılması gerektiği ( ki bunun farkındaydık) kanısına varmıştık. Ama en önemlisi Müdürün bu mecranın tehlikeli olduğu konusunda bize yaptığı dostça uyarıdan sonra, bağımlı çocukları kazanmak için vereceğimiz mücadele de daha çok insanı aktif çalışmak üzere derneğe kazandırmadan bu işe kalkışmanın oldukça riskli olduğunu fark ettik ve bu çalışmamızı ertelemek zorunda kaldık.Bağımlılıkla Mücadele konusu, içimizde kanayan bir yara olarak kaldı.

Toplumun belli kesiminin şikayetleri ve hayvanlara verdikleri zararlar yüzünden sokak hayvanlarına odaklanmak zorunda kaldık. Çünkü onların kendilerini savunabilecek dilleri ve kimseleri yoktu.Şikayet edenlerin şikayetlerine çözüm bulunmalıydı - ki biz o kesimi SEVGİSİZLER ve KORKANLAR olarak ikiye ayırıyoruz- Bu yüzden, şikayetleri bitirmek için yapılması gerekenin; sokak hayvanlarına, Akçakoca’ya yakışır bir bakımevi yapılması olduğunu gördük. On yıldır deneyerek, uğraşarak anladık.

Ve Bakımevini Sayın Okan Yanmaz’dan talep ettik. O da kabul etti, söz verdi. Biz kimseyi kandırmadık. Yetişkin bir iş adamı, yıllardır belediye başkanı olmak için uğraşan adam, herhalde belediyenin olanaklarını ve yapabileceklerini bilerek söz vermiştir, diye düşünüyoruz.

Bu sorun çözülürse, Aşçı merak etmesin bağımlılıkla ilgili mücadeleyi de BİZ yapabiliriz. O sadece oturduğu yerden AHKAM kessin yeter!

Akçakoca’da aktif olarak gönüllü derneklerde çalışacak insan bulmak çok zor. Bu yüzden istedik ki; Öncelikle şikayetleri çözecek sağlıklı bir bakımevi yapılsın, bizler de toplumun diğer kanayan yaralarıyla da uğraşmaya zaman bulabilelim. Korkanlar için de FOBİ çalışmaları yapalım.

DİPNOT : Sayın Aşçı 5199 sayılı kanun ve yönetmeliği ile belediyelere verilen yükümkülüğün belediyeler kanununda yer almadığını yazmış. Belediyeler kanununda yer almaması; tam da kendisinin de belirttiği gibi  TOPLUM SAĞLIĞI söz konusu ise yapılması zorunlu hizmetlere girmektedir.

Ayrıca Hayvanseverlerin aslında BARINAK VEYA BAKIMEVİ TALEBİ gibi görünen durum HAYVANSEVMEYENLERİN ŞİKAYETLERİNİ önlemek içindir. Kısırlaştırıp, aşılayıp aldığı yere bırakmalarını tercih ederiz. Biz sokaktaki hayvanlardan şikayetçi değiliz. Sadece oradaki hayvanlara zarar verenler için para cezası değilde hapis cezası çıksa onları da korumuş olacağız.

O yüzden AŞÇI EFENDİ, bilmediğin, anlamadığın konuda yazarken, sözde belediyenin bütçesini düşünürken, sevmediğin hayvanları sokakta istiyorsun. SORUN YOK !

***                   ***                ***

Aşağıda Dohaycan’ın gerçekleştirmek istediği bağımlılığa yönelik çalışması. Dosya halinde Kaymakamlığa ve Emniyete sunmuştuk.    ( Yıl 2015)                                       

Birçok ilde hayata geçirilen;

“SEVGİYE UZANAN ELLER PROJESİ”

İlimizde ve İlçemizde tehlikeli bir biçimde artan uyuşturucu ve diğer bağımlılıklara karşı gençliğe el uzatmak gerekiyor.

Diğer illerde, Emniyet Müdürlüğü ve Gençlik ve Spor Müdürlüğü’nün ortaklaşa hayata geçirdiği “Sevgiye Uzanan Eller Projesi” ile gençlerin spora yönlendirilmesinin çok olumlu sonuçlar verdiğini basın aracılığıyla öğrendik.

Bu projenin ilçemizde de hayat bulacağına ve gençlerimizin zararlı alışkanlıklara yönelmesini engelleyeceğini düşünüyoruz.

  • "Sevgiye Uzanan Eller Projesi" kapsamında öğrencilere yönelik çalışmaların yapılması.
  •  
  • Yeteneklerine göre spora, müziğe ve resme yönelmelerini sağlamak için kursların açılması,
  •  
  • "Sevgiye Uzanan Eller Projesi" kapsamında öğrenci velilerine yönelik Aile Eğitimi Seminerlerinin düzenlenmesi,
  •  
  • Okul dışında bağımlı çocuklar üzerinde emniyet ve aileleler ile birlikte çocukların kazanılması, tedavi edilmesi için çalışmaların yapılması,

DOHAYCAN DERNEĞİ olarak; ailelerle, kurumlarla görüşerek, işbirliği yaparak, bu projenin ilçemizde hayat bulmasını istiyoruz.

 

 

 

 






Yorumlar

Yorumlar
Ad Soyad Giriniz... 1.11.2019 - 13:44:27
İnsanlar'ın hayvanlardan üstün olduğuna inanıp, diğer canlıları yok saymak, kendini primatın en tepesinde görmenin bilimsel dayanağı yoktur. Biz buna faşizim diyoruz.
Ad Soyad Giriniz... 1.11.2019 - 13:33:55
Aşçı'nın söyleminin sokaktaki adamın "dışarıda aç insan varken, hayvanları mı besliyorsun?" bakış açısından farkı yok. Şark kurnazı adamın aç insanlar için birşey yapmaması gibi, Aşçı'da bağımlılar için birşey yapmaz. Ancak, Akçakoca'da sokaktaki insan ile, entellektüel geçinen arasında farkın fazla olmaması ilginç. Akçakocalıların okumuşu ile okumamışı arasında hiç fark yok.
yeni