Back To Top
  • Ergun AŞÇI
    Ergun AŞÇI
KENAN İLHAN'IN ARDINDAN

KENAN İLHAN'IN ARDINDAN

 - Tarih 10.09.2019
- A +

 KENAN İLHAN’IN ARDINDAN

YERİ DOLDURULAMAZ BİR DEĞERİMİZİ KAYBETTİK

Her şehrin değeri yaşarken bilinmeyen kahramanları vardır.

Ne zaman ki vefat ederler, o değerin yerinin doldurulamayacağı fark edilir.

Değerini yaşarken bilinmediği için duyulan bir pişmanlık sarar o değeri yakından tanıyan her kişiyi.

Kenan İlhan/Kenan abi tam da bu tanıma uyan biriydi işte.

Akçakoca’da değeri yaşarken bilinmeyen onurlandırılması gerekirken onurlandırılmayan biriydi.

Tanıyabileceğiniz en zeki, zeki olduğu kadar huysuz insanlardan biriydi.

Huysuzluğu aslında insanların zekâ kapasitelerini yeteri kadar kullanmadığı ile ilgiliydi.

50 yaşından sonra TUBİTAK’ın matematik yarışmalarına katılıp kendinden genç dimağlarla yarışabilecek ve derece yapabilecek kadar zeki biriydi.

12 Mart döneminin karanlık günlerinde deniz kuvvetlerinin bir subayı olarak başlayacağı kariyeri başlamadan sona erer.

Bu kariyeri seçmesinin sebebi aynı adı taşıdığı emekli general Kenan Güven’in olup olmadığını sormaya hiç cesaret edememiştim. Bu sorunun cevabını bugün de bilmiyorum.

Sonrasında Erdemir’de devam eder çalışma hayatı. Ama Ereğli’ye gidip yerleşmez. Akaçkoca’dan vazgeçemez çünkü.

Akçakoca’da bir çok alanda insanların özellikle de gençlerin önünü açar.

Gençlere seminerler verir. Meteliksiz milyoner Saim Baba’nın kahvehanesinin alt katında. Sağda ya da solda yer alan bugün orta yaşlarını süren birçok kişi Kenan İlhan’dan aldıkları siyasi bilgileri kullanıyorlar halen, ustalarının değerini bilmiyor olsalar bile.

Erdemir çalışırken bambaşka bir alana yönlenir, otomasyon alanına, Amerika Birleşik Devletlerine eğitime gönderiler. Döndüğünde otomasyon alanında çok şeyle döner ama beraberinde kimsenin farkında olmadığı, başka gidenlerin anlatmadığı detaylarla döner.

Akçakoca’da ilk briç turnuvasını düzenler. Yanlış hatırlamıyorsam ikincisini de, ama onun temposuna briçe bakışına uyum sağlayanlar az olunca bu girişimleri hep havada kalmıştır.

Aynı şey satranç için de geçerlidir.

O koçbaşı olmuş kapıları açmış ama onun açtığı kapıdan girenler çok az olmuştur.

Bulmaca çözmekte bir ekol, bir efsaneydi.

Cumhuriyet Gazetesinin ya da Milliyet Gazetesinin büyük bulmacalarının büyük kısmını kısa bir sürede rahat bir şekilde doldurur son rötuşları de evde yapardı.

Bulmacalardan ödül olarak birçok kitap kazanmıştı.

Arka arkaya onlarca fıkra anlatabilir herkesi neşeye boğabilirdi. Ya da gündem neyse gündem ile bir fıkrayı hatırlar hemen anlatabilirdi.

Tatlı eziyetleri de de vardı dedik ya da huysuz biriydi diye.

Az bilinen bir türkü onu eşliğinde söylerken birdenbire söylemeyi bırakır eşlik edenlerin devam etmesini isterdi öyle kolay kolay kimse de devam edemezdi ki. Onda fotoğrafik hafızanın bırakın Akçakoca’da Türkiye de bile benzeri azdı.

Ezberine aldığı bir türküyü unutmazdı ki.

Bağlama çalmayı bilirdi ama elindeki kaliteli bağlamayı "Benden daha iyi çalıyorsun bu bağlama senin hakkındır." diyerek Ersin Kiremitçi'ye hediye edecek kadar da kadirşinastı.

Bilmem kaç yaşından sonra ileri derece İngilizce öğrenmişti. Çeviri yapabilecek kadar hem de. Kültür mantarcılığı ile alakalı en iyi çevirilerden birini yapmıştı mesela. Kötü çevrilmiş kitapları hemen elinden atma alışkanlığı olan ben büyük bir takdirle okumuştum bu çeviriyi. Üstüne üstlük bu çeviriyi mantarcılık hakkında pek bir şey bilmeden yapmıştı.

Sonra hukuk okumaya başladı ve hukuk fakültesini bitirdi. Erdemir’den emekli olduktan sonra stajını yaptı ve avukatlığı da başladı.

Avukatlık Kenan abi için tam bir hayal kırıklığı oldu, bana göre.

Avukatlık onun tasavvuruna göre adaleti dağıtan bir meslekti. Çoğu zaman dava vekillerinin bile yapabileceği adliye bürokrasisinin gerekli işlemlerini yapmak onun tasavvuru dâhilinde değildi.

Hukuku yaratmak, hukuka katkıda bulunmak ile alakalı bir avukatlığı Akçakoca’da da yapabilme şansı da pek yoktu. Bir de huysuzluğunu ekleyin bunun üzerine. Avukatlığa küsüverdi.

Sonrasında tutulduğu hastalığın tedavisini çok erteledi, gırtlağından olduğu ameliyat ile sesi kesildi. Ameliyattan sonra ziyaretine gittiğimizde işaretlerle gene herkesten fazla konuşmayı başarmıştı.

Ancak sonrasında münzevi bir hayatı seçti evden pek dışarı çıkmaz oldu. Briçe belki tekrar döner diye çevirmesi için kendisine verdiğim kitabı çevirmeye başlamış ancak nihayetlendirmemişti.

Kenan İlhan ile beraber olduğumuz arkadaş grubumuz seçtiği bu münzevi hayattan çıkarabilmek için yeteri gayret gösterebildiğimizi söyleyebilmemiz zor, ama konuşma sırası bulamadığımız Kenan İlhan’dan gırtlağından ameliyat olmuş sesi çıkmayan bir Kenan İlhan ile nasıl arkadaşlık yapacağımızı bilmemenin verdiği bir çaresizlikten kaynaklıydı bu gayretsizlik.

Hem istese bunun yöntemini de öğretirdi bizlere, belli ki istemedi.

Öyle çok şatafatlı bir kariyeri yoktu, aynı ismi taşıdığı dayısı Kenan Güven gibi emekli general gibi bir sıfatı da yoktu mesela.

Ama adam paşasıydı, hem de en zor bulunandan.

Ben bir abimi/arkadaşımı kaybettim ama Akçakoca yeri doldurulamaz bir değerini kaybetti.

Anılarımdaki yer hiç kaybolmayacak..

Nurlar içinde yatsın.






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.
yeni