Back To Top
  • Özhan KIZILTAN
    Özhan KIZILTAN
İNSANOĞLU MİLYON YILDIR DOĞASIYLA MÜCADELE EDİYOR

İNSANOĞLU MİLYON YILDIR DOĞASIYLA MÜCADELE EDİYOR

 - Tarih 4.08.2019
- A +

 Eğer aklınızı kullanmazsanız doğa bir gün sizi yok eder. İnsanoğlu yeryüzünde var olduğu günden beri doğa ile mücadele ediyor. Bu mücadelenin dış ve iç doğa olarak iki cephesi vardır. İki milyon yıl önce dünya üzerinde donanımsız ve deneyimsiz olan insanoğlunun yanında aklı ve doğanın kendisine sunduğu kısıtlı olanaklardan başka bir şey yoktu. Aklı ile doğadaki malzemeleri bir araya getirerek hayatta kalmayı başardı. Başlangıçta, buzulların kıyasıya soğuklarıyla yüzbinlerce yıl baş etti. Küçük bir taştan alet yaptı. Şimşeklerden yıldırımlardan korktu, sonra bir yıldırımın çıkarttığı yangından istifade edip ısınabildiğini fark etti, sonra o ateşte yemek pişirdi, ateşi kontrol altına almayı, kullanmayı, istediği zaman yakıp söndürmeyi öğrendi. Bütün bunları öğrenmesi için yüz binlerce yıl geçti… Sonra Yüce Allah’ı ve onun kendisine gönderdiği sırları keşfetti. Bir avuç Âdemoğlu, o günden beri  nefsiyle mücadele etmeye çalışıyor. İnsanoğlunun gerek dış dünya ile gerekse iç dünyasında sürdürdüğü nefsî mücadelesinin bugünümüze katkısı yadsınamaz.

Doğaya karşı verilen her iki mücadeleyi karşılaştırırsak, şimdilik dış dünyaya karşı olan mücadelede öndeyiz, fakat nefsimizle mücadelede çok gerilerdeyiz. Her iki mücadele henüz eşitlenemediği için, akıl ve bilimi gerektiği gibi kullanamıyoruz. İhtiraslarımız, korkularımız, çıkar hesaplarımız yüzünden elimizdeki imkânlara rağmen bilimin bütün zararlı etkileri havayı, suyu ve toprağı kirletmeye devam ediyor. Oysa biz bu kirlenmenin nedenlerini anlayacak kadar doğanın kanunlarını bilmekteyiz.

Nedir bizi göz göre göre kıyamete sürükleyen?

Kuşkusuz nefsimiz...

Çok değil 17 gün önce Akçakoca’da hep birlikte yaşadığımız aşırı yağışın felakete dönüşmesinde aklın ve bilimin insanlık adına kullanılamadığına hep birlikte şahit olduk.

Dere yataklarının iskân edilmesine izin verdik, insanları eğitim görmüş cahiller haline getirdik, okullarda afetlere karşı alınması gereken önlemleri yeterince okutamadık. Bütün bu altyapı eksikliklerimiz yetmezmiş gibi, dere yataklarına hafriyat toprağı boşalttık, Meteoroloji’nin günler önce verdiği bilgiler elimizdeyken, yağan yağmurun günün erken saatlerinde başladığı hepimizce bilindiği halde, hızlı kararlar alarak riskli bölgeleri ZAMANINDA TAHLİYE EDEMEDİK, teknolojinin bizlere sunduğu iletişim olanaklarından yararlanamadık.

Beceriksizlik, dirayetsizlik devlete hâkim olmuş. Kamu yöneticilerinin derdi tasası memleket değil, kendi ikballeri haline gelmiş. İstisnalar dışında görevinin kendisine sunduğu imkânları değerlendirerek bugüne kadar yapılmayanları yapmak gibi amaçları yok. İdealizm ölmüş, helvasına bile gelen  yok.  Bırakın yeni bir şeyler yapmayı, masalarına kadar gelmiş kararları bile ciddiye alıp gereğini yapmıyorlar.

Her işin sonunda memleketi değil, bana ne olur diye düşünüyorlar. Nefislerine teslim olmuşlar. Çıkarcı siyasi baskılar karşısında dik duramıyorlar. Ufak bir yel tersine esse ödleri kopuyor. İşleri güçleri sözüm ona şehrin ileri gelenlerini memnun etmek olmuş. Halkın sesi onlara sivrisinek vızıltısı gibi geliyor. Güçlünün dostu, üstlerinin mihmânı olmuşlar. Bürokrasi bakımından Osmanlı’nın son dönemlerine dönmek üzereyiz.

Siz böyle yöneticilerin başa getirildiği bir ülkenin kalkındığını, bırakın kalkınmayı bağımsızlığını koruyabildiğini gördünüz mü? Ben görmedim. Gören varsa bana izah etsin.






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.
yeni