Back To Top
  • Yaşar YAKIŞ
    Yaşar YAKIŞ
İstanbul yenilgisi sonrası AKP’de ikinci kırılma... Babacan istifası

İstanbul yenilgisi sonrası AKP’de ikinci kırılma... Babacan istifası

 - Tarih 15.07.2019
- A +

 Birkaç yıl boyunca Türkiye ekonomisinin en üst düzeyindeki yetkilisi olan Ali Babacan, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) üyeliğinden parti yönetimi ile “derin farklılıkları” yüzünden istifa etti. Babacan, bu makalenin yazarı ile birlikte partinin 72 kurucu üyesinden biriydi. 

AKP yönetiminin ilk aşamalarında, Babacan ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı, ardından Dışişleri Bakanı ve Avrupa Birliği ile Baş Müzakereci ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptı. 

O zamanlar Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan ile ekonomi yönetimi ile ilgili çeşitli konuda anlaşmazlıklar yaşamışlardı. Bunlardan biri, düşük faiz oranları – veya sıfır faiz - kısmen İslam'daki faiz yasağı nedeniyle Erdoğan için neredeyse bir erdem meselesiydi. Bu anlayışın kökeni 14 yüzyıldan daha öncesine, Hz. Muhammet’in, yüksek faiz oranlarıyla fakir Medine (Yathrib) halkının Yahudi tüccarlar tarafından sömürülmesine itiraz etmesine dayanıyor. 

Parlak eğitim geçmişi ve bakan olarak çok başarılı performansı ile Babacan, ekonomiyi dini ilkelerden ziyade ekonominin kendi kurallarına göre yönetmeyi tercih etti. 

Babacan’ın istifası tesadüf olarak, Erdoğan’ın faiz oranlarıyla ilgili anlaşmazlık yüzünden Merkez Bankası Başkanı’nı görevden almasından iki gün sonraya denk geldi.

AKP’nin ilk yıllarındaki ekonomik performansta yadsınamaz bir rol oynadı. Bu performans nedeniyle uluslararası finans camiasının takdir ve güvenini kazandı. 

Yeni bir siyasi parti kurma niyetiyle ilgili söylentiler aylardır sürüyordu, ancak, muhtemelen seçimlerin sonuçlarını etkilemeyi hedeflediği yönündeki eleştirilerden kaçınmak amacıyla 31 Mart seçimlerinden önce bu yönde bir açıklama gelmedi. 

Şimdi, AKP’nin İstanbul ve de diğer metropollerdeki büyük seçim yenilgisinden sonra Türkiye farklı bir siyasi döneme girmeye başlarken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bir randevu istedi ve siyaset ve görgü kurallarına tam bir uygunlukla istifasını sundu. Böylece bir siyasi partiden medya yoluyla suçlamalar ve karalamalar olmaksızın ayrılmaya iyi bir örnek verdi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yeni bir parti kuracağını teyit etmeden AKP'den ayrılacağını açıkladı. 

Babacan’ın Türkiye’nin günlük siyasetindeki bölünmelerde yer almakta karasızlığıyla bilinen, Türkiye Cumhuriyeti’nin eski Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül’ün tam desteğini aldığı biliniyor. 

Her politikacı gibi, Babacan da pratikte zorluklarla karşılaşabilir, çünkü tanımı gereği siyaset bilinmeyenlerle doludur. Bununla birlikte, şu ana kadar hiçbir yanlışlığın bağdaştırılmadığı bir politikacı olagelmiştir. 

Tekrarlanan İstanbul seçimi yenilgisi AKP’nin siyasi yaşamında kritik bir kırılma noktası olarak addedilirse, Babacan’ın istifası da ikinci sayılabilir. Türkiye ve yurtdışındaki iş çevrelerinin, Türkiye ekonomisinin kırılganlığı konusunda endişelenmeye devam ettiği düşünüldüğünde, Türkiye’ye ilgi duyan birçok yerli ve yabancı aktör Babacan’ı destekleyebilir. Bu, Türkiye'de birkaç paradigmayı değiştirebilir. 

Siyasi bir parti kurma niyetini ilan eden önemli bir siyasi figür olarak Ahmet Davutoğlu da var. Davutoğlu da, Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık görevlerinde bulunmuştu. Erdoğan'ın bu iki eski yakın arkadaşı, Türkiye'de farklı çevrelere hitap ediyorlar. Babacan, Türkiye ekonomisini yeniden yoluna girdiğini ve kurallarına göre yönetildiğini görmek isteyenlerin beklentilerini karşılıyor. 

Davutoğlu'nun potansiyel taraftarları, temel olarak, kendi fikirlerine göre kargaşa içinde olan İslam dünyasının liderliğini üstlenecek olan güçlü bir Türkiye'yi hayal eden seçmenlerden oluşuyor. Türkiye'de pek çok kişi, Davutoğlu'nun, ülkelerinin Orta Doğu krizinin hemen her bölümünde ve başka yerlerde birbiri ardına yaptığı hatalardan sorumlu olduğuna inanıyor. Kendisi ise suçu Erdoğan'a yıkarak ve sadece patronu Erdoğan'ın söylediklerini yaptığını iddia ediyor.

Özetle, Babacan’ın ve Davutoğlu’nun birbirlerinin oylarını çalması pek mümkün olmamakla birlikte, muhalefet ne kadar parçalanırsa, mecliste temsil edilmeleri için Türk seçim yasalarınca ulaşmaları gereken yüzde 10 barajına ulaşma şansları da o kadar az olacaktır.






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.
yeni