Back To Top
  • Mehmet AKBACAK
    Mehmet AKBACAK
YAZMADAN OLMUYOR!

YAZMADAN OLMUYOR!

 - Tarih 14.05.2019
- A +

 İki aya yakındır yazılarıma ara vermek zorunda kaldım. Bu süre içinde dünyada ve ülkede neler yaşandı neler! Ne yani sen yazınca her şey güllük gülistanlık mı olacak diyenleri duyar gibiyim. Aklıma karıncanın hac yolculuğu ile deniz yıldızlarını denize atan adamın hikayesi geldi. Bende bu arada bir kaç deniz yıldızını kurtarabilirsem ne mutlu bana!

31 Mart’tan bu yana gündemin ana maddesi İstanbul seçim sonuçlarıydı. Burada seçim sonucunu tartışacak değilim, yalnız nedense hala keserin sürekli olarak kendimize yontmasını istemekten vazgeçmedik bir türlü; karardan önce YSK’nu yere göğe koymayıp methiyeler düzerken, karardan sonra oyuncağı elinden alınıp çocuk misali sağa sola küfrederilmesini yadırgıyorum. YSK gerekçeli kararı vermeden herkes karar üzerinde kendi işine geldiği gibi yorumlar yapıyor, karşı yorumlara da tahammül gösteremiyorlar. Biraz sabır birkaç gün içinde gerekçeli karar açıklanınca küfredenler acaba ne yapacak, doğrusu merak ediyorum. Sözüm sıradan insanlardan ziyade, bir zamanlar kamuoyunda saygınlık görmüş insanların söze başlarken YSK’nın kararını hukuksuz olarak nitelemeleri yıllarca edindikleri itibarlarını sahaya sürmeleri karşısında üzülmemek elde değil. İnsan kendine sormadan da edemiyor. Yıllarca bu insanlara değer vermekle hata mı etmişiz. Hayır, aslında tarihte örneklerine sıkça rastladığımız durumlardan hiç farkı yok. İnsan  her zaman doğrusunu yapmıyor. Bizim oralarda; kavun değil ki, poposunu koklayalım derler. Yalnız en fazla nefret ettiğim tipler ise; uzun zaman beraber yürüdüğün, omuz verdiğin insanın bir takım ikballer uğruna zayıfladığını zannettiği anda karşı tarafa geçmesi, daha düne kadar birbirlerinin yüzüne bakılmayacak sözler etmesine rağmen kucaklaşmalarına hangi sıfatları yakıştırırsınız onu bilemem, ben düşünürken utanıyorum.

Bu hengamenin içinde uzlaşmak zorundayız diyen aydının çığlığını duyanlardanım. Gerçekten halatın iki ucunu sürekli olarak çekersek ya halat ortadan kopar, ya da halatı tutan bir taraf gücünü kaybeder yıkılır kalır. Her iki durumda da ülkenin  geleceği için hayırlı olmaz. Ne İsa’ya, ne Musa’ya yaramayan durumlar ortaya çıkar ki; düşünmesi bile felaket! Peki nerde uzlaşacağız tabii ki demokrasi kriterlerinde; en başta terör ve şiddete her kesimin aynı tavrı göstermesi, içerde silahlı terör örgütünün silah bırakmasını birinci koşul olarak kabul edilmesi, ikinci olarak ABD destekli Fetö terör örgütünün kökünün kazınmasında ortak davranılması,üçüncü olarak dış güvenliğimiz konusunda ortak tavır gösterilmesi gerekir. Bu temel ilkelerde anlaşılırsa seçimi kim kazanmış, kim kaybetmiş o kadar önemli değildir. Daha bu konuda ilk adımlar atılmış bile değil, umarım geç kalınmaz. İstanbul seçimlerinin sonucu ne olursa olsun siyasi önderlere düşen bu adımı atmak zorundalar. Atmayanlar tarihin karanlık çukurlarında yok olup giderler.

FARUK ÖZLÜ’YE BAŞARILAR!

28 Kasım günkü yazımın başlığını ‘Düzce’ye Hayırlı Olsun’ diye koymuştum. Sayın Özlü’nün belediye başkanlığına aday gösterilmesi çeşitli çevrelerde farklı farklı değerlendirildi. Bazıları bakandan başkan olur mu, kariyerini düşürüyor, validen emir mi alacak gibi klasik bürokrat zihniyetini seslendirenler olduğu gibi, içerden de belediyecilik ayrı bir iş gibi gerekçelerle Özlü’ye ince ince muhalefet etmişlerdi. Aslında mesele ne belediye, ne makam, ne mevkiydi. Meselenin özü gün geçtikçe büyüyen Düzce’den nemalananların kendi iç kavgalarıydı, Ankara bu durumu bildiği için ve ancak bu sorunu kavgaların dışında olan ve hiç kimsenin gözünün yaşına bakmayacak birisini yani Özlü’yü aday gösterdi, ve doğrusunu da yapmış oldu. İlk icraatı belediyede tasarruf politikasını hayata geçirmesi ve uzun zamandır Düzce’nin göbeğinde ‘göz veremi’ gibi olan ve açıktan birilerine zamanında peşkeş çekilmiş parkların doğal işlevine kavuşması için yaptığı yıkımlar..Aslında yıkılan o yapılar değil, yıkılan belediyede ve örgütte uc veren çürümüşlüğe vurulan neşterdir. Anladığım kadar bu görevi beş yıl için kabul etmiş. Bu süre içinde yapacaklarını anlaşılan yapacak. Dün hayırlı olsun demiştim, umarım hayırlı işlere devam eder. Oy vermeyenler bile çalışmalarını dikkatle takip ediyor ve taktirlerini açıkca belirtiyorlar. Zaten bu anlayışa varırsak meseleyi önemli ölçüde halletmiş sayılırız. Düzce’den çıkan bu umut ışığı umarım dalga dalga Türkiye’ye yayılır.Kalın Sağlıcakla!

NOT: Yazı yayına girdiği günlerde Avustralya’nın Melbörn şehrinde olacağım, imkan dahilinde Anzaklar ülkesini size tanıtmaya çalışacağım!






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.
yeni