Back To Top

  • Atilla Gösterişli
    Atilla Gösterişli
BİR GÜN GELECEK SENİN DE VİCDANIN SIZLAYACAK

BİR GÜN GELECEK SENİN DE VİCDANIN SIZLAYACAK

 - Tarih 8.05.2019
- A +

 Mesele sadece İstanbul seçimleri değildir; bu seçimler için hukuk veya mantık aramak da değildir! Bunu anlamamız gerekiyor; kaldı ki, Türkiye’nin en önemli gündeminde YSK’nın toplum önüne çıkacak yüzü olmadı. Aldıkları kararı açıklayamadılar, utandılar!

Mesele, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumdur. Biz bir ‘tüneldeyiz’; herbir toplumun, her bir ferdinin içinde bulunduğu karamsarlık, yarınlara olan endişe durumudur.
Bir partili, ideolojik saplantı, bir taraf olmadan, sadece insan olarak bir sorgulama içinde olmamız gerekiyor. Bunu yapabilmenin en temel koşulu da ‘Vicdandır’… Vicdan bizim sesimiz, en onurumsu kişiliğimizdir. Bu yüzden ‘vicdanlara’ seslenmek istiyorum:

Çocuğundan daha kıymetli neyi vardır insanın? Sen küçücük bir çocuğun kafasından gaz fişeği ile vurulmasını düşünebilir misin? Küçücük bedeni toprakla buluşan o yavrunun, sırf siyasettir diye isminin alanlarda ‘yuhalanmasını’ vicdanın kaldırır mı?

Biz çocuklarımız için hep güzel bir hayat düşleriz. Anadolu’nun yoksul halkının çocukları, bu düşlerden uzak değil. Ne yazık ki bu çocuklar, tarikat yurtlarına yerleştirildi. Kızlı-erkekli o minicik bedenleri tacize uğradı, tecavüz edildi. Yurtlardaki taciz olayları “bir kereden bir şey çıkmaz” diyerek geçiştirilmeye çalışıldı. Vicdanlarımız paramparça oldu. Yandılar, kül oldular; “olabilir böyle ihmaller” denildi. Bunu duyduğunda hiç mi vicdanın sızlamadı? Şimdi bugün, çocuklarımız, gençlerimiz gelecek hayalleri için Almanya’yı, yabancı ülkeleri düşünüyor.

Ananı da al git!’… İlk bu söz içimi yardı, geçti. Şimdi toprağın altında olan anam aklıma geldi, vicdanım sızladı, gözümden akan iki damla yaşa mani olamadım. Sonra, yine senden biri; bir arada yaşamaktan gayri bir derdi olmayan bizler için ‘ Onların anasını belleyeceğiz’ dedi. Yüreğim dağlandı, içim daraldı. Hani sen demez miydin ‘ Cennet anaların ayağı altında’ diye... Ne oluyor da şimdi ‘anaları belliyorsunuz’. Seni doğuran ana var da, beni doğuran ana yok mu? Bu sözler senin vicdanını hiç sızlatmaz mı?

O gencecik bir kızdı… Henüz 20’sinde bile değildi, kansere yakalandı. Belki bir umuttur diye senden ilaç istedi. Eline para sıkıştırdın, ‘ Burada çok para var, sakın düşürme’ diyerek tembih ettin. O pırıl pırıl genç kız ‘Ben dilenci değilim’ dedi, kahretti, zaten yaşayamadı, kanserden hayatını kaybetti. Hiç mi vicdanın sızlamadı?

Kadınlarımız bizim yüreğimiz aşkımız, sevdamız. Ama sen onları hep aşağıladın. ‘Örtüsüz kadın ya satılıktır, ya kiralıktır’ dedin. Kürtajın cinayet olduğundan, hamile kadının sokağa çıkamayacağına, fıtrat nedeniyle kadının erkek ile eşit olamayacağına varan kadın düşmanlığını ortaya attın. ‘Tecavüze uğrayanlar doğursun, gerekirse devlet bakar’ dedin. Onlar hırpalandı, tecavüze uğradı, şort giydi diye saldırıldı. Kadınlara karşı da mı vicdanın yok?

Memurlar, işçiler kıt kanaat geçiniyor. Sofrası doyacak kadar olsun istiyor. Sen, ‘Memur zeytini bir lokmada yemesin’ dedin. ‘Asfaltı tuzladık, inanmayan yalasın’ dedin. Engellilere iş’i bir lütuf gördün ‘Gözlerin görmediği halde sana iş vermişiz’ diye olmayan gözüne, ‘gözünü gözüne’ soktun. Genç biri yanına yanaştı, senden iş istedi. Sen, ‘ boş boş gezme, bul’ dedin. Gencecik insanların ‘işsiz’ olması hiç mi umurunda değil?

Yerin altında ve üstünde, emekçi insanlarımız bir lokma ekmeğin peşinde, iş, aş derdindeler. Soma'da tarihimizin en ağır faciası yaşanmıştı. “Olağandır, fıtratında var”, ‘Madenciler güzel öldüler’ denildi. O acılı insanlara taziyeye gidildiğinde cenaze sahibine tokat atıldı, yerlerde tekmelendiler. Oysa O insanlar, ambulansa binerken sedye kirleniyor diye mahcup olacak kadar onurluydular. Buna da mı vicdanın kapalı?

Tüm bunlar olurken, ülke yolsuzluk, hırsızlık olayları ile çalkalandı. Sen ‘Yolsuzluğa hırsızlık demek, dinen iftiradır’ dedin. Bu ülkeyi yöneten hükümetin Bakanları için Mecliste araştırma komisyonu kurulması teklifi reddedildi. İktidar Milletvekilleri oylama sırasında gevrek gevrek gülerek objektiflere, yani Türkiye’ye poz verdiler. Sonra da ‘hırsızımız bizdendir, denildi. Bu adamlar hac’da da poz verdiler. Bir vatandaşımız “haram parayla hacca gidilebilir mi?” diye sordu, sayın diyanetimiz “helaldir gidilir” diye fetva verdi. Dini esasları hiç ihmal etmediler, ama ‘Bakara, Makara’ şaklabanlıklarını görmezden geldiler.

Sen dindarsın, evinde kıt kınaat sofra kurmak için, tanzim satış kuyruklarında saatlerce kuyruk beklerken, dindar olduğunu her fırsatta konferanslarda dile getiren ‘bacımız’ lüks cipinde kurula kurula gidiyor. Dini bütün biri olarak, vicdanın bunu kabul ediyor mu?

Bir slogan ürettiniz: ‘tevazu’, ‘gönül’ diye. Ama dinliyoruz, bakıyoruz; ağzından çıkan iki laftan biri ‘küfür’. Memleketi yönetenlerin ağzından çıkan soysuz, kirli dudaklı, bağırsak gürültüsü, siyasi sapık, beyni sulanmış, şerefsiz, haysiyetsiz gibi sözler, nobran tavırlar bizi çok üzdü, düşündürdü. Mafya liderini vatansever, din bezirganını muhtereminiz, barış isteyeni vatan haini ilan etmekten geri durmadınız. Bunların ‘tevazu’ ile ilgisi konusunda ne düşünüyorsun acaba?

Toplumun bir kesimi üzerine korku, kin ve düşmanlık üretildi. Sonunda da okumayan, düşünmeyen, sorgulamayan, sadece biat eden insanların çoğunlukta olduğu bir Türkiye manzarası ortaya çıktı. Ve daha da tehlikelisi; ölümü kutsayan, betonu yeşilliğe, cehaleti okumuşluğa, inancı bilime, şiddeti sevgiye, bağnazlığı eğitime, kötü beğeniyi sanata tercih eden bir toplum dayatıldı. Ve sen, bu tablonun bir kenarındaysan, bu işin parçası olmaktan için hiç mi sızlamaz?

Vicdanına sormanı istiyorum; demokrasi, sadece ‘kazanmak’ ya da ‘ kaybetmek midir’? Yoksa, eşitlik, özgürlük, adalet, liyakat, nezaket, saygı, dürüstlük, demokratik ve ahlaki gibi evrensel değerlerle bir arada yaşayabilme tercihi midir?

Ve son söz:

Ben, bu memlekette demokratik ve insancıl değerlerle nefes almak istiyorum. Bunu ‘birlikte’ başarabilmek çok mu zor? Çocuk saflığında, gençlik heyecanıyla, kadın inceliğinde, adam vakurluğunda, bilge yetişkinliğinde, vicdan deminde bakabilir misin bu eşsiz hayata, mavi sonsuzluğuna?






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.
yeni