Back To Top
  • Yaşar YAKIŞ
    Yaşar YAKIŞ
Erdoğan-Putin zirvesi ve Suriye krizi

Erdoğan-Putin zirvesi ve Suriye krizi

 - Tarih 26.1.2019
- A +

 Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 23 Ocak’ta, 2019’un ilk Moskova ziyaretini gerçekleştirdi. Bu ziyaretle ikili ilişkiler daha da güçlendi.

Rusya için en önemli mesele, Suriye’nin kuzey kenti İdlib’in, yani eski El Nusra olan El Kaide ile ilişkili Heyet Tahrir el-Şam’ın elinin uzandığı, Türkiye’nin desteklediği muhalif örgüt olan Nureddin Zengi Tugayları’nın kontrolündeki bölgelerin durumu. Türkiye bölgedeki ateşkes ihlallerini gözlemlemekle görevli.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’nin İdlib’de karşılaştığı zorlukların farkında ama bu zorlukları alt etmek için gösterdiği çabanın da farkında.

Türkiye içinse bu görüşmedeki en önemli konu Fırat’ın doğusunda kurulacak olan güvenli bölge. Rusya, Türkiye’nin bu sorunu ABD ile çözmek zorunda olduğunun farkında, çünkü bölge Washington ile ABD’nin Kürt vekilleri Halk Koruma Birlikleri (YPG) tarafından kontrol ediliyor.

Bununla birlikte zirvenin ardından yapılan basın açıklamasında Putin, 1998’de Türkiye ile Suriye arasında imzalanan eski Adana Anlaşması’na sürpriz bir referansta bulundu. Bu anlaşma, 1984’ten beri Suriye’de sıkışmış Kürdistan işçi Partisi (PKK) üyesi teröristlerin ülkeden kovulmasını sağlıyordu.

Türkiye o dönem, PKK teröristlerine topraklarında sığınak sağlamaktan vazgeçmezse ordusunu Suriye’ye taşıyıp onları yok edeceği yönünde Suriye’yi uyarmıştı.

Bu tehdidin akabinde Suriye, Suriye’deki PKK varlığını yok edecek ve PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Kenya’daki Yunanistan Konsolosluğu’nda yakalanmasına yol açacak Adana Anlaşması’nı imzaladı.

Putin, basın toplantısında müzakereleri özetlerken Suriye’deki Amerikan ordusunun varlığının yasadışı olduğunu, çünkü Suriye hükümeti tarafından davet edilmediklerini söyledi.

Dahası Putin, Moskova’nın Suriyeli Kürlerle Suriye hükümeti arasındaki müzakereleri cesaretlendirdiğini belirtti ve ABD’nin çekilmesiyle açılacak alana Şam rejiminin gelmesinin mantıklı olduğunu ekledi. Moskova’nın ABD’nin boşalan alandaki kontrolünü Suriye hükümetine devretme konusundaki tutumu yıllarca biliniyordu. Yeni olan Adana Anlaşması’na bulundukları atıf.

Bu soru toplantıda tartışılmış olmalı. Eğer Türkiye bu opsiyonu gayretli bir şekilde reddetmiş olsaydı, Putin basın toplantısında bundan bahsetmezdi. Eğer bahsedildiyse ve Türkiye güçlü bir direnç göstermeden bunu kabul ettiyse, Türkiye-Suriye ilişkilerinde yeni bir dönem başlıyor olabilir. Bu ikili Ankara-Şam temaslarının başlatılması için tünelin sonunda hafif küçük bir ışık.

Putin’in basın toplantısında izleyicilerle paylaştığı başka bir bilgi parçası ise Almanya, Fransa ve İngiltere’nin anayasa sürecindeki tutumu oldu. Putin, konuşmasını basın sekreterinden aldığı bir metini okumak için böldü. Bu metne göre, bu üç ülkenin BM elçileri BM Genel Sekreteri’nden, BM Suriye Özel Temsilcisi’ne, Rusya’nın verdiği anayasa komitesinin katılımcılarını onaylamamasını söylemesini istedi.

Yukarıdaki anekdot detayları haricinde toplantı Türkiye için iyi gitmiş gibi görünüyor. Somut hiçbir şey çözümlenmedi ama iki lider ortak güven ve birbirine bağlılıklarını pekiştirmiş oldu.

Erdoğan, basın toplantısında güvenli bölgenin oluşturulması konusunda Türkiye’nin ABD ile yakın bir işbirliği içinde olduğunu söyledi. ABD’nin baş rakibinin önünde bu tür tartışmalı konulara değinmek, kendine güvenin bir işareti olarak görülmeli ve müzakereler sırasında tartışılmış da olabilir.

Putin ayrıca üçlü Astana toplantısının önümüzdeki ay Moskova’da yapılacağını belirtti. Bu Astana süreci üyeleri arasındaki dayanışmayı korumak için bir adım.

Üçlü toplantıda, İran Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini korumak için Türkiye’ye karşı Rusya ile işbirliği yapabilir ama ayrıca, Suriye’de Kürt davasının teşvik edilmesini engellemek için Rusya’ya karşı Türkiye ile de işbirliği yapabilir.

Suriye’den çekilsin ya da çekilmesin Washington’ın ülkedeki varlığı Suriye’nin kuzeybatısında Türkiye, İran ve Rusya ile kuzeydoğuda ise Türkiye ve İran ile kısıtlanacak. Bu sayı üstünlüğü Suriye krizinin nihai çözümüne dek sürecek gibi görünüyor.






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.
yeni