Back To Top
SAYIN FARUK ÖZLܒYE AÇIK MEKTUP

SAYIN FARUK ÖZLܒYE AÇIK MEKTUP

 - 0 Onaylı Yorum  -0 Bekleyen Yorum -25.03.2020
SAYIN FARUK ÖZLܒYE AÇIK MEKTUP
- A +

 “Gün gelir Sultan Süleyman’dan hakkın alır karınca”

İnsanlığın Korona yüzünden kaygılı bekleyişe girdiği bu günlerde; bizler evlerimize kapanmaya başlarken, sokakların, sokaklarda yaşamalarını çok gördüğümüz hayvanların olması “İlahi Adalet”in tecellisi mi?

Endişeli bekleyişimiz sürerken; insan olarak geldiğimiz Dünya’ya ne gibi hizmetler verdik, neleri yaptık, neleri eksik bıraktık, nerede hata yaptık? Diye sorguluyoruz haliyle…

“Beşerdir, şaşar” sözüne her insan kendi meşrebince anlam verirken, bir toplumda hayvana merhamet yoksa, insana da merhamet gösterilmediğini tecrübelerimizle biliyoruz artık.

Değerli Bakanım, Düzce Belediye Başkanım,

Bakanlık gibi bürokratik ama biraz da halka uzak olduğunu düşündüğüm başarılı hizmetlerinizden sonra; Düzce gibi gelişmeye açık olduğu kadar, elinden tutulması gereken bir şehre Şehr-i Emin olmanızın sadece Düzce Halkı ve çevresi için değil, çok duyduğum hayvanseverliğiniz ve merhametli kişiliğiniz sayesinde; sokaklarda yaşamak zorunda kalan hayvanlarımız için de bir umut ışığı olacağını düşünmüştüm.

Bakanlığınız döneminde, Düzce ili ve çevresindeki sokak hayvanları için büyük hayallerle yapımını başlattığınız  Rehabilitasyon Merkezini;  ödeneksizlikten dolayı, içinde hayvanların tedavisi için gereken cihazlar ( ultrason, röntgen, fizik tedavi vb.) ve konusunda uzman veteriner hekimler olmadan açılışını yapmış olmanızı ve bu konudaki samimiyetinizi anlamakla birlikte;

Tüm eksiklerine rağmen, hayvanseverler için  önemli olan ; Adı ister Rehabilitasyon Merkezi isterse barınak olsun, bu tarz işletmelerde çalışan insanların özenle seçilmesidir. Yaşatmak amacı olan işletmelerden beklenen; birinin yakını, tanıdığı veya bulunduğu yerde istenmediği için sürgün olarak gönderilen kişilerin görevlendirilmesi yerine, hayvanları seven ve işini severek yapan insanların görevlendirilmesidir.

Çalışanların seçimini yaparken, KEŞKE...

Değerli Başkanım, size akıl vermek için değil, vicdanım kanadığı için yazıyorum. Biraz olan aklımı da vicdanım aldı götürdü zaten. İşte o vicdanım diyor ki; “ Ben olsaydım, insanların alnında; “hayvansever” diye yazmaz, "benim de köpeğim var, bende hayvan severim" diyen de her zaman doğru söylemez. En iyisi bunu, sahada çalışan insanlara, Sivil toplum kuruluşlarına sorayım, burada çalışacak insanların seçiminde yardımcı olsunlar, deneme süreçleri ve bir karneleri olsun, ona göre işlerine devam etsinler” derdim. Siz konuya yeterli ilgiyi göstermiş olsaydınız eminim çok daha iyi formüller bulurdunuz.

Siz de çok iyi bilirsiniz ki; sokaklar ve barınaklar "benim de köpeğim var ben de seviyorum " diyenlerin sokaklara terk ettiği hayvanlarla doludur. Barınakta çalışan birinin hayvan sever olup olmadığı, baktığı hayvanların geldiği günden itibaren iyileşip iyileşmemesi, beslenmelerinin ve yaşam koşullarının düzelmesi ile anlaşılır.

AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN….

Bu açık mektuptan sonra barınağınıza bir daha sokulup, sokulmayacağımı bilemesem de; birlikte çalıştığım, boyunları bükük hayvansever arkadaşlarım “ aman yazma, daha kötü olur” deseler de, ben artık bu vicdan yükünü taşımamaya ve orada yaşananlardan haberiniz olmadığını düşünerek, sizinle paylaşmaya karar verdim.

ONLAR SİZE EMANETTI BAŞKANIM

Eğer siz en yakınınıza bile söylemeden ( çünkü haber uçurulduğunda siz gidene kadar ölmüş yavrular çoktan temizlenmiş olur ) Kurtsuyu'na gitmiş ve her yeri gezmiş olsaydınız benim size bu mektubu yazmama gerek olmazdı.

Barınak ziyaretçisi ile Yerel Hayvan Koruma Görevlisi arasında fark vardır; Hayvan Koruma Görevini üstlenen kişiler barınaklarda sizin gözünüz, kulağınız ve vicdanınızdır. Ama siz onlarla görüşmüyormuşsunuz bile…

Nerden mi biliyorum?

Yakından takip ettiğim,  Akçakoca'daki Dohaycan Derneği'nin" makamınıza hoş geldiniz" ziyareti için yaptığı başvuruya, sizin yerinize 3 ay sonra Özel Kalem Müdürüyle randevu verilmiş. Şaka gibi…

Başkanım, makamınıza geldiğinizden beri bir kere bile hayvanseverleri makamınıza çağırıp, “ derdiniz nedir? Birlikte neler yapabiliriz? Hayvanlar için ne gibi çalışmalar istiyorsunuz?” diye sordunuz mu?

Neredeyse göreve geldiğiniz bir yıl olacak ve ben bu süre boyunca; hayvanseverlerin size ulaşmasının çok zor olduğunu, onları dinlemek yerine hayvanseverlerle aranıza BARİYER gibi soktuğunuz "ben de hayvanseverim başkanım " diyenleri dinlemeyi seçtiğinizi düşünüyorum. Oysa Onlar sizin gözünüz kulağınız, hiç ücret almadan gönüllü hizmetlileriniz olmaya hazırlardı. 5 yıldızlı RM' de yapılamayan ameliyatları, tedavi edilmeyen hastalıkları özel kliniklerde yaptırmaya çalışarak hayat kurtarmaya çalışan bu fedakar insanları makamınıza kabul etmek çok mu zordu?

Bakan olduğunuz ve RM yapma kararı verdiğiniz dönemde size yazdığımız dilekçede RM yönetiminde bir komisyon kurulmasını ve hayvanseverlerin de komisyonda yer alması talebimizi iletmiştik.

Oluşturulduğu söylenen bu komisyon kaç kez toplanmıştır?

Komisyon toplandıysa bir yol haritası, rapor yazılmış mıdır? Tarafınıza konu ile ilgili “ her şey yolunda” dışında bilgi verilmiş midir?

Süreci ve Barınağı işletemeyenler Çareyi Yasaklarda Buluyor

Hayvan Koruma Görevlisi olan Gönüllüler,  ziyaretçi gibi sadece hafta içi öğlen saatlerinde barınağa sokulmaktalar ve keyfe keder bazı bölümlere girişleri engellenmektedir. Ameliyathane dışında zaten kafes içinde kapalı olan hayvanların gönüllülere gösterilmemesinin nedeni nedir? İyi birşey olsa göstermezler miydi?

Orada daha önce çalışan ve gönüllülere keyfine göre yasaklar koyan ve yavru bölümünü göstermeyip, tarafıma şiddet uygulayan  İbrahim Karalmaz izne ayrılınca,  derneklerle görüşüp, işini bilen ve gönüllülerle işbirliğine açık olan birilerini göreve getirmeniz çok mu zordu ? Sizin gibi iş dünyasından gelen biri konunun uzmanlarını neden tercih etmez? Anlamış değilim.

Şimdi size diyecekler ki; “ Bu kişi art niyetli” Kime inanıp inanacağınızı tercih edecek tecrübeye sahipsiniz. Diyelim ki onlar doğru söylüyor. Aşağıdaki soruların cevaplarını ve  vicdani sorumluluğunu size havale ederek soruyorum:

Soru 1- Milyarlarca liraya mal olan Kurtsuyu'nda hayvanlar iyi besleniyor mu? İyi besleniyorlarsa bizim Akçakoca’dan besili giden hayvanlarımız bile neden bir deri bir kemik kaldı?

Soru :2- Defalarca uyardığımız halde yavruları yaşatmak için özel bir çaba gösteriliyor mu? Mesela karma aşıları yapıldıktan ve bir süre hijyenik bir yerde bekletildikten sonra bir araya gelmelerine dikkat ediliyor mu?

Soru 3- Yavruların günde en az iki kez beslenmesi gerekir, her gidişimizde “tamam yapacağız” dendi. Yapılıyor mu bilmiyorum. Çünkü son gidişlerinde gönüllüler yavru bölümüne sokulmamışlar. Sizce neden???

Soru 3- Besleme yapılırken zayıfların dağıtılan yemekten pay alıp almadıklarına dikkat ediliyor mu? Öyle olsa daha da zayıflamazlardı.

Soru 4- Kaza geçiren yaralanan hayvanlar tedavi edilebiliyor mu?

Soru 5- Sahiplendirmenin öneminden bahsetmiş ve hafta sonlarının aile ziyaretlerine açılmasını önermiştik. Bu yapılmadığı gibi hafta sonu yerel korumacılara da yasak. Hafta sonları hayvanların bakımı kimlere emanet edilmiştir?

Bu yazıyı yazmadan önce görüştüğüm dernek temsilcilerinin sizden hala umutları vardı. Onlar umutla sizin kendilerini makamınıza kabul etmesini beklerken, hergeçen gün durumları kötüye giden hayvanların vicdani yükünü taşımak istemiyorum artık.

Eğer siz onlarla görüşmüş olsaydınız, aracıları dinlemek yerine onları dinlemiş olsaydınız, çekmiş olduğum fotoğrafları size vermeleri için onlara verecektim.

Artık size ulaşamadığımız için açık mektup yazmak zorunda kaldıktan sonra; sizin hala hayvansever olduğunuza inanan insanlara, görevlendirdiğiniz elemanlarla daha fazla yasaklar mı koyarsınız, yoksa size “hikaye” anlatan çalışanlarınızı çekip : "Benim şehrimde hayvanlar açlıktan bakımsızlıktan ölmez, gönüllülerin ziyaretini de engelleyemezsiniz” mi dersiniz? Size kalmış… Çünkü onlar size yine “ biz çalışırken engel olurlar” gibi masallar anlatacaklardır. Kafeslerin dışından izlenen çalışmaların nasıl bir engel oluşturacağını anlamasam da; Ziyaretçi ile Gönüllü arasındaki farkı tekrar hatırlatmak isterim. Bazı hastanelerde yapılan ameliyatların, öğrencilere ve seçilmiş kişilere camın arkasından izletilmesi gibi bir yöntemle, hayvan korumacıların farklı zamanlarda orada bulunması sağlanmalıydı. Çünkü işin iyi yapılıp yapılmadığı misafir gibi giderek değil, gözlem yaparak öğrenilir. Sadece öğlen saatlerinde içeri alındığımız için hayvanlara nasıl bakıldığını eski ve yeni durumlarını karşılaştırarak anlıyoruz.

Evlerimize kapanıp başımızdaki korona belasının bitmesini umarken, Şehri Emin olan size emanet edilen  sokak canlarının vebali üstümüzden kalkmadıkça  hepimiz bedel ödeyeceğiz.

İnsanlığımızın test edildiği bu zor günlerde; Yaradan'ın size ve bizlere, emanet ettiği dilsiz canlıları yaşatmak için, hayvanları koruyan kişi ve kuruluşlarla birlikte, elinizi önce vicdanınıza sonra taşın altına koyacak mısınız?

İŞİ BİLEN YÖNETİCİ ŞART

Çankırı, Kastamonu, Elazığ v.b. birçok barınak ölüm kampı iken, işi bilen, hayvanların yaşam hakkına önem veren ve gönüllülerle işbirliği yapan yöneticilerin ve çalışanların işe alınmasıyla, 6 ay içerisinde, hayvanların yaşam koşullarının düzelmesi sağlanmıştır.

Sayın Başkanım, sizin onca umutla başlattığınız Rehabilitasyon Merkezi'nin hem Düzce'de, hem Türkiye'de hatta Dünya'da iyi bir örnek olarak gösterilmesini istemez misiniz?

Saygılarımla,

Nermin Alpay

Düzce Valiliği Hayvan Koruma Görevlisi





Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.
yeni