Back To Top
GÖTÜRMEK ÖLDÜRMEKTİR!

GÖTÜRMEK ÖLDÜRMEKTİR!

 - 0 Onaylı Yorum  -0 Bekleyen Yorum -2.12.2019
GÖTÜRMEK ÖLDÜRMEKTİR!
- A +

 Yaşlılık alanında birçok farklı pozisyonda 11 yıl hizmet vermiş bir uzman görüşüyle çok net söyleyebilirim ki; yaşlılar da çocuklar gibi değişen şartlara çok çabuk alışır. Tabii bir adaptasyon süreci olur ve bu süreci başarıyla tamamlayan yeni yaşamına çok çabuk aktive olur. Çünkü yaşamı boyunca deneyimlediği çok sayıda değişiklik, kayıp, yas dönemleri olmuş ve bununla başedebilme mekanizmalarını artık kazanmıştır. Buradaki önemli detay yaşlının adaptasyon sürecini başarıyla tamamlaması ile ilgilidir. Her yaşlı bu süreci tamamlayamaz; tıpkı odasını, yaşamını ve her şeyini paylaştığı eşi rahmetli olunca yaşama tutunamayan ve 8 gün sonra vefat eden Nazmi baba gibi… Yaşamda birbirilerine sıkı sıkıya bağlı olan ve heybelerini alıp omuz omuza Ankara’dan Akçakoca Kızılay Huzurevi’ne gelen Döndü annenin yoldaşını kaybettikten sonra hiçbir fizyolojik gerekçe olmaksızın yürüyememesi ve yatağa bağımlı hale gelerek yaşamının son anlarına kadar revir bölümünde yaşamaya(!) devam etmesi gibi… Farklı yaşam koşulları ve deneyimlerinden sonra kendi tercihi olmadan huzurevine getirildikten çok kısa bir süre sonra vefat eden Fatma anne, Havva nine gibi… Bazı yaşantıların fizyolojik hiçbir gerekçesi olmasa da psikolojik bağlamda çok köklü nedenleri vardır, değişim gibi.

%82’si alzheimer / demans tanılı yaşlıların yaşam alanlarının değişmesi demek onların ölmesi demek! Nasıl mı? İlmek ilmek emek verdiğim hiçbir yaşlımın acil durum ve hayati tehlike dışında oda değişikliği yaşamasına müsaade etmedim. Yaşlılık psikolojisinin bir özelliği olarak geçmişe ve ona geçmişi hatırlatan en ufak bir eşyaya dahi bağlılıklarını bildiğimden odasındaki eski bir bardağı dahi attırmadım. Bizim için sadece eskimiş bir bardaktı ama onun yaşanmışlıkları ve anıları ile doluydu. Yaşlılığın geneline hâkim olan ‘tutup bırakmama’ özelliği Alzheimer tipi demans hastalarında çok daha hassasiyetle ele alınması gereken bir durumdur. Çünkü değişen şartlar ve değişen yaşam alanı hastalığı geri döndürülemez biçimde sona yaklaştırır. Bırakın mekân değişikliğini, odasındaki hiçbir eşyanın dahi yerini değiştirmemek çok önemlidir. Zihin belli aralıklarla fonksiyonunu kaybeder, bu durumda ona en çok yardımcı olan şey yerini, şeklini ve konumunu bildiği yaşam alanı ve eşyalarıdır. Hayati tehlike nedeniyle revir bölümüne alınması gereken bir demans hastası yaşlının yaşam alanının bire bir aynısını (tuvaletin yönü, pencerelerin cephesi, yatağın pozisyonu, masa ve diğer eşyaların konumu vb.) oluşturabilmek için hemşire odasını boşalttığım gün daha dün gibi… Banyo yapmak istemediği için üstüne yanlışlıkla su sıçratmak vb küçük oyunlarla banyo yapmaya ikna ettiklerim… Unuttuğu için her gün yeniden ve ilk defa tanıştıklarım… 11 yıl boyunca her gün aynı yaşam hikâyelerini ilk defa duyuyormuş gibi merak ve iştahla dinlediklerim (hikâyenin herhangi bir yerinde bir değişiklik olduğu anda demans şüphesi ile yakın takibe aldıklarım)… Yaşamına dokunabildiklerim oldu, ilmek ilmek emek verdiklerim oldu, hakkım helal olsun. Şimdi hiçbir şekilde dokunamadığım hayatlar var içerde, yaşam mücadelesi ve belirsizliğin verdiği çaresizlik ile yorgun düşen. Kiminin doğduğu yer burası, kiminin sonradan hayat bildiği, yalancı cennet dediği yer… Ülkemin inanılmaz bir mozaiği var içinde, bambaşka yörelerden, kültürlerden, sosyoekonomik düzeyden, yaşam koşullarından gelen ve aynı çatı altında buluşan… Önemli kültür ritüelleri var hala yaşatılan içinde, son dua için toplanılan ve Tanrı’ya avuç açan ellerin hürmetinde…

Tüm Akçakoca halkı, genci yaşlısıyla, vatandaşı mülki amiriyle, aktivisti esnafıyla tek yürek oldu, yaşlısına sahip çıkmaya başladı. İkincil kazançlar umurumda bile değil, Akçakoca’ya aylık, yıllık sağladığı finansal kaynak, kendi aile büyüğüne sahip çıkamadığı için onlarla yaşanan manevi tatmin, siyasi gerekçeler, sosyal gerekçeler, ekonomik gerekçeler vb. Bunların en ufak bir değeri bile yok, çünkü alternatifleri yaratılır, muadilleri tatmin edecek derecede aslını yaşatır. Umurumda olan tek şey içindeki yaşlılarım!

Kızılay yaşlısını hiçbir koşulda mağdur etmez, gittiği yerde de ona sahip çıkacak, sarıp sarmalayacaktır, o ayrı. Ancak, Akçakoca Kızılay Huzurevi’nin gerçekten taşınma sebebi deprem dayanıklılığı testinden geçememesi ise -ki asıl gerekçe kesinlikle bu değil- yaşlının Akçakoca’dan her saniye deprem tehlikesi içinde bulunan bir yere tahliyesi ciddi mantık hatası içermektedir. Nitekim geçici bir süre için Akçakoca halkı ve yetkilileri gereken konaklama ve bağış imkânlarında bulunacaklarını da samimiyetle belirtmektedir. Deprem riski gibi çok geçerli bir gerekçenin alt yapısında aslında çok daha ciddi ve geçerli olup kurumsal kimliğin lekelenmemesi adına gün yüzüne çıkamayan başka sebepler var ise bunun da bedelini yaşlılar değil, hak edenler ödemelidir. Bu süreçte Akçakoca’dan huzurevinin taşınmasını istemeyen ancak yaşlılık hassasiyetini bilmeyen ve liyakat sahibi olmayan bazı erklerin de kendi potansiyelleri ve mücadele gücü olmamasından mütevellit birilerini hedef göstermesi, yaşlıları kışkırtıp ayaklandırmaya çalışması da gündeme oturan Kızılay’ın tutumundan çok farklı değildir, çünkü yine benim yaşlım kullanılmaktadır. Mücadelenizi ve potansiyelinizi yaşlılar üzerinden gövde gösterisine dönüştürmeyiniz, onları acındırmayınız. Çünkü merhamet acımak değil, acıtmamaktır!

 

Dilek Aydoğan DİREK





Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.
yeni