Back To Top
AKÇAKOCA’NIN CEMAZİYELEVVELİ

AKÇAKOCA’NIN CEMAZİYELEVVELİ

 - 0 Onaylı Yorum  -0 Bekleyen Yorum -28.11.2019
AKÇAKOCA’NIN CEMAZİYELEVVELİ
- A +

 Romalı olmak Roma İmparatorluğunun idaresinde yaşamayı ifade eder.

İkinci olarak da bir coğrafyayı. Doğu halkları Roma İmparatorluğunun hâkim olduğu toprakları da Roma olarak değerlendirmiştir.

Ancak burada kullanılan tabir “Rum”dur.

“Rum” Roma İmparatorluğu coğrafyasında yaşayan demektir.

Mevlana Celadettin Rumi ismindeki “Rumi” de Rum/Roma coğrafyasında yaşayan manasına gelmektedir.

“Rumi takvim” derken de Romalıların kullanıma sokmuş olduğu güneş döngüsü hesaplı takvim anlayışı kast edilir.

Rum kelimesinin Yunan kelimesi ile eşdeğer olarak tabir edilmesi ulus devletlerin yükselişe geçtiği devirlere tekabül eder.

Aslında antik çağlar için kullanılan tabir Yunan değil “Hellen”dir.

Hellen kültürü kadim bir kültürdür. Bütün yakın coğrafyaları da etkisi altına almıştır.

Akçakoca’nın da dâhil olduğu Bithynia coğrafyasında Roma İmparatorluğunun hâkimiyetinin başladığı M.Ö 74 yılına kadar Hellen dili ve kültürü baskındır. Sonrasında ise Latince hâkim olmaya başlamıştır.

Hellen ve Latin dillerinin baskın olmaları bu kültürün altına girmeleri etnik olarak da Hellen ya da Latin olmalarını da gerektirmez.

Bithyinler Akçakoca’nın yer aldığı Btynia bölgesinin otaktan/yerli halkı olarak değerlendirilir.

Ancak Bityhinler’de bu bölgeye Trakya’dan gelip yerleşmişlerdir.

Eğer daha otaktan halk arıyorsak da Bebryk halkını saymamız gerekir. Bebryk halkının bir kısmı göç ettiği gibi Bitynlilerle karışanları da vardı muhakkak ki.

İşte bu halk önce tabiyeti gereği önce Romalılaşmış sonrada Hristiyanlaşmıştır.

Yaklaşık 1400 yıl süren Roma hâkimiyeti sırasında elbette ki Roma hâkimiyeti altında olan diğer halklarla da bir karışma olmuştur.

Orhan Bey zamanında Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyeti altına giren Akçakoca’da bulunan Rumlar/Romalılar otaktan halklarla karışmış böyle bir yapıda idiler.

Peki, Orhan Bey zamanına Akçakoca’da ne kadar Türk vardı.

Bunla ilgili bir tahminde bulunmak için tarihçilerin kutbu olarak değerlendirilen Halil İnalcık’a müracaatımız yeterli olacaktır.

Halil İnalcık’a göre 13. Yüzyıl boyunca Bolu ve Sakarya bölgelerine Orta Asya’dan gelen göçün miktarı 30.000 kişidir.

Bu 30.000 kişinin cüzi bir kısmının Akçakoca’ya ve köylerine yerleştikleri muhakkaktır.

Ancak bu yerleşmenin nüfus açısından yoğunluk sağladıkları manasına gelemeyeceği demografi bilimine göre de çok nettir.

20. yüzyıla gelindiğinde önce Romalılaşan sonra da Hristiyanlaşan Btynia halkı ne olmuştur sorusuna da cevap vermek elzemdir.

Roma İmparatorluğunda olan olmuştur. Yöre halkı önce Osmanlılaşırken bir yandan da Müslümanlaşmıştır.

Bu Müslümanlaşma yöreye göçen Türklerle kaynaşarak gerçekleşmiştir.

Müslümanlaşma aynı zamanda en azından dil açısından Türkleşmeyi de içerir. Türklerle kaynaşarak dil olarak Türkçe ’ye de geçişini ifade eder.

Bugüne kadarki tarihi kayıtlarda Osmanlı İmparatorluğu hükümranlığı altına giren Btynia halkının tamamen yok edildiği ya da göç ettirildiği hakkında bir kayıtta vaki değildir.

Osmanlı İmparatorluğu ile beraber başka halklardan da karışmalar devam eder Akçakoca’da.

Mesela görevli olarak atanan Yeniçeriler vasıtasıyla. Yeniçerilerin çoğunun Balkan ve Slav kökenli oldukları da bilinen bir gerçektir.

18. yüzyılın sonrasında Müslüman Kırım Tatarları da Akçakoca halkının arasına karışır.

Akçakoca’nın otaktan halkı olan Btynialılar’dan günümüze ne kalmıştır?

Farkında olmadığımız ya da farkında olması istenilmeyen şeyler kalmıştır.

Farkında olunması istenilmeyen şeylerin başında da ırki özellikler gelir.

Orta Asya’dan göçen Türklerin ırki karakterlerinin yansıması çok azdır Akçakoca’da.

Pek benzemez Akçakoca halkı Orta Asya Türklerine/halklarına.

Bunun sebebi de otaktan Btyniaların ve göçler neticesinde oluşmuş diğer ırki karışımların varlığını etkin bir şekilde devam ettiriyor olmasıdır.

**

Akçakoca halkının 93 harbi olarak bilinen 1877-1878 Rus harbi öncesi ki halkının tamamen “manav” tabir edilen Türkmenlerden oluştuğunu iddia etmek tarih bilimine aykırıdır.

“Manav” yerleşimi var mıdır Akçakoca’da.

Yoktur demek de pek mümkün değildir.

Ancak tüm halkı “manav” ilan etmek içi boş temelsiz bir teoridir.

Bu içi boş teorinin Akçakoca’ya servis edilmesi ise 25 yıl kadar öncesine aittir.

Ne yazık ki bu içi boş teori resmi teori haline getirilmiştir. Her resmiyette egemenliğini tesis etmiştir.

Ergun AŞÇI





Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.
yeni