Back To Top
Olcay Akkent... Bir Zamanlar Akçakoca...

Olcay Akkent... Bir Zamanlar Akçakoca...

 - 1 Onaylı Yorum  -0 Bekleyen Yorum -10.11.2019
Olcay Akkent... Bir Zamanlar Akçakoca...
- A +

 AKÇAKOCA

Biz Ankara’da yaşayanlar, yaz aylarında, İstanbul’dan başka bir yere gitmeyi bilmezdik. Sonra, nasıl oldu bilmiyorum, insanlar İstanbul’u bırakıp Akçakoca’ya gitmeye başladılar.

Her giden, özgürlükten, hoş görüden, sevecenlikten ve başka yerlerde tanık olmadıkları konukseverlikten söz ediyordu.

Aynı dönemde Amasra da gündemdeydi. Ama, belki de, Amasra’nın virajlı yolları ürkütüyordu insanları.

Herhalde Ankara’ya yakın olması Akçakoca’nın öne çıkmasında etken oldu.

***
Akçakoca’ya gitmek için önce Ankara’nın otobüs garajına gitmek gerekiyordu.

O yıllarda garaj ters bir yerdeydi. Garaj halkı da, garajda çalışan insanlar da, garajdaki otobüsler de bize yabancıydı.

Biz tren istasyonlarına alışıktık.

Benim garaj kültürüm Akçakoca’yla başladı.

***
Akçakoca’ya Düzce aktarmalı gidilirdi. Dönüşte de önce Düzce’ye gelinir, oradan Ankara otobüsüne binilirdi.

Düzce’de Saraçoğlu Otobüsleri’nin sahibi Orhan Saraç, beni otobüse bindirirken şoföre, "Olcay hanımı garajda bırakma. Evine kadar götür “ derdi ve 35 kişilik o koskoca otobüs beni gece yarısı Bankacı Sokak’taki evimin kapısına kadar getirirdi.

Bunun bir tek nedeni vardı. Anadolu insanının “sahiplenme” özelliği.

***
Akçakoca fındık tarlalarının kenarında bir kasabaydı.

Üniversiteli gençler bir dernek kurmuşlardı.

Dernek binası kasabanın tam ortasındaydı ve 24 saat açıktı. Gençler canla başla çalışırlardı. Her arzumuzu büyük bir özveri ile anında yerine getirirlerdi.

Akçakocalı da içtenlikle onlara yardımcı olurdu.

***
Fındık bahçelerine sahip olmaları ve kasabanın içinde bir findık kooperatifinin bulunması Akçakocalıyı tembel yapmıştı.

Akçakoca’ya ilk gittiğim günlerde kahvede oturan bir yerliye, “ne iş yaparsınız” diye sorduğumda, ‘onbir ay otururum, geri kalan zamanda da adam tutar fındık toplattırırım” demişti.

Yani adam oniki ay kahvede oturuyordu.

***
Bu kadar çok kahvede oturmaya alışık olan Akçakocalı, biz dışardan gelenler kahveden içeri girdiğimizde eğer oturacak yer bulamazsak, hemen masadan kalkıp bize yer verirdi.

Ben de onlarla beraber oturayım, yarenlik edeyim demezdi.

***
Karadeniz’in mevsiminin kısa olması, giderek insanların başka kıyı kentler keşfetmesi, Akçakocalının kazandığı parayı kendi yöresine harcamak yerine büyük kentlerde har vurup harman savurması giderek Akçakoca’nın yıldızını söndürdü.

Ben tam yedi yıl gittim Akçakoca’ya.

***
O yıllarda, Düzce’ye kadar karayolu fena değildi ama sonrası felaketti. Düzce’den Akçakoca’ya gitmek için bir cipe binilirdi. Yol, tozlu ve virajlıydı. Serde gençlik vardı. Giderken - gelirken çekilen sıkıntılar çabuk unutulurdu.

Hep aynı pansiyonda kalırdım. Ev sahiben Zehra hanım, ben dalından yemesini sevdiğim için dut ağacının hepsini silkeletmez, dalın birini ben gelene kadar bekletirdi.

***
Bir seferinde annemle beraber Gülten’i (Akbay) de götürdüm.

Annem Akçakoca’yı sevdi. Ama azgın dalgaların kıyıya çarptığı zaman çıkardığı monoton sesten rahatsız oldu. Bir daha gitmek istemedi.

Gülten ise Akçakoca’yı abarttığımı zannederdi. Geldi. Beğendi. Bir daha geldi.

***
Akçakoca sonra çok gelişti.

Yollar yapıldı.

Ulaşım kolaylaştı.

Oteller, moteller inşa edildi.

Her gelişme beraberinde yozlaşmayı da getirdiği için Akçakoca’nın eski havası kalmadı.

Sokaklarında mayolu kadın turistlerin rahatça dolaştığı, sokak kapılarının ardına kadar açık bırakıldığı, ilişkilerin menfaatsiz kurulduğu o uygar ortam giderek yok oldu.

Ve Akçakocalı gençlerin özveri ile yaşattığı dernek binasının hemen yanına bir polis kulübesi dikildi.

***
Benim birçok tanıdığım Akçakoca gibi Amasra gibi tatil yerlerinin tadına varınca kıyı kentlerde yazlık sahibi olma hevesine kapıldı. Kurulan kooperatifler bu masum arzuların gerçekleşmesinde etken oldu.

Dostlarım benim de bir yazlık sahibi olmamı istediler. Akıllar verdiler, yol gösterdiler, aracı oldular. Ben her seferinde, “ben büyük şehir insanıyım, küçük yerlerde yaşayamam” dedim.

***
Aradan zaman geçti.

Akçakoca anılarda kaldı.

Hayatı dolu dizgin yaşama arzusu Bodrum’da gerçekleşti.

Not : Akçakoca sevdalısı Olcay Akkent hanımefendi 15 Ekim 2019 tarihinde 92 yaşında vefat etmiştir. Mekanı Cennet olsun. Nurlar içinde uyusun...

Bu yazı.Eski Akçakoca Fotoğrafları grugundan alınmıştır.





Yorumlar

Yorumlar
Bir Akçakocalı olarak çok duygulandım ve bir o kadarda hak verdim .Biz akçakocalılar kıymetini bilememişiz o yılların.Mekanı cennet olsun Hanımefendinin.
yeni